Hatalı Tedavi Nedeniyle Malpraktis Davaları

Yanlış / Hatalı Tedavi Nedeniyle Malpraktis Davaları

Malpraktis, tıbbi hizmet sunan kişi veya kurumların mesleki standartlara uygun davranmamaları sonucu hastalara zarar vermesi durumudur. Malpraktis davaları, hastaların tıbbi hatalardan kaynaklanan zararlarını tazmin etmek için açtıkları hukuki süreçlerdir. Bu makalede, yanlış veya hatalı tedavi nedeniyle malpraktis davalarının nasıl açıldığı, hangi koşullarda başarıya ulaştığı ve Türkiye’deki mevzuat ve yargılama sürecine değinilecektir.

Yanlış veya Hatalı Tedavi Nedir?

Yanlış veya hatalı tedavi, hastanın durumuna uygun olmayan, gereksiz, eksik veya yanlış uygulanan bir tedavi yöntemidir. Yanlış veya hatalı tedavi, hastanın sağlık durumunu kötüleştirebilir, yeni rahatsızlıklara yol açabilir veya ölümüne sebep olabilir. Yanlış veya hatalı tedavi, tıbbi malpraktisin en yaygın şeklidir.

Yanlış veya hatalı tedavinin örnekleri şunlardır:

– Hastaya yanlış ilaç verilmesi veya dozunun yanlış hesaplanması
– Hastaya yanlış tanı konulması veya tanının gecikmesi
– Hastaya uygun olmayan bir cerrahi müdahale yapılması veya cerrahi sırasında hata yapılması
– Hastaya gerekli testlerin yapılmaması veya sonuçlarının yanlış yorumlanması
– Hastaya uygun olmayan bir tıbbi cihaz kullanılması veya cihazın arızalı olması
– Hastaya yeterli bilgi verilmemesi veya rızasının alınmaması

Yanlış veya Hatalı Tedavi Nedeniyle Malpraktis Davası Nasıl Açılır?

Yanlış veya hatalı tedavi nedeniyle malpraktis davası açmak için, hastanın veya yakınının aşağıdaki adımları izlemesi gerekir:

– Hastanın zarar gördüğü tarihten itibaren iki yıl içinde dava açması gerekir. Bu süre zarfında dava açmazsa hak düşer.
– Hastanın zarar gördüğü tarihten itibaren on yıl içinde dava açması gerekir. Bu süre zarfında dava açmazsa hak düşer.
– Hastanın, zarar gördüğü tıbbi hizmet sunucusuna (doktor, hemşire, hastane vb.) dava dilekçesi ile başvurması gerekir. Dilekçede, zarar gördüğü iddiasını ve talep ettiği tazminat miktarını belirtmesi gerekir.
– Hastanın, zarar gördüğünü kanıtlamak için delillerini sunması gerekir. Deliller arasında, tıbbi raporlar, reçeteler, tanıklar, uzman görüşleri vb. olabilir.
– Hastanın, zarar gördüğünün tıbbi hatadan kaynaklandığını ispatlaması gerekir. Bunun için, hastalığın normal seyrinde olmayan bir sonuç olduğunu ve tıbbi hizmet sunucusunun mesleki standartlara uymadığını göstermesi gerekir.
– Hastanın, zarar gördüğü için ne kadar maddi ve manevi zarara uğradığını belirtmesi gerekir. Maddi zararlar arasında, tedavi masrafları, iş gücü kaybı, gelir kaybı vb. olabilir. Manevi zararlar arasında ise, acı, korku, üzüntü, özgüven kaybı vb. olabilir.

Yanlış veya Hatalı Tedavi Nedeniyle Malpraktis Davalarının Başarı Şansı Nedir?

Yanlış veya hatalı tedavi nedeniyle malpraktis davalarının başarı şansı, davanın özelliklerine göre değişir. Ancak genel olarak, bu tür davaların başarı şansı düşüktür. Bunun nedenleri şunlardır:

– Hastanın, zarar gördüğünü ve bunun tıbbi hatadan kaynaklandığını ispat etmesi zordur. Çünkü tıp bilimi kesin değildir ve her hastalığın birden fazla tedavi yöntemi olabilir. Ayrıca, tıbbi hizmet sunucuları genellikle birbirlerini korurlar ve hastaya karşı birlik olurlar.
– Hastanın, zarar gördüğü için ne kadar maddi ve manevi tazminat talep edeceğini belirlemesi zordur. Çünkü zararın miktarı objektif değildir ve hakimlerin takdirine bağlıdır. Ayrıca, Türkiye’de tazminat miktarları genellikle düşüktür ve hastanın zararını karşılamayabilir.
– Hastanın, dava sürecinin uzun ve yorucu olacağını hesaba katması gerekir. Çünkü malpraktis davaları genellikle karmaşıktır ve çok sayıda delil, tanık ve uzman gerektirir. Ayrıca, Türkiye’de yargılama süreci yavaştır ve dava sonuçlanana kadar yıllar geçebilir.

Türkiye’deki Mevzuat ve Yargılama Süreci Nasıl İşler?

Türkiye’de malpraktis davaları, Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ceza Kanunu çerçevesinde işler. Hastalar, tıbbi hatalardan kaynaklanan zararlarını hem maddi hem de manevi olarak tazmin etmek için hukuki yollara başvurabilirler. Ayrıca, tıbbi hizmet sunucularının kusurlu davranışları nedeniyle cezai sorumlulukları da vardır.

Hastalar, malpraktis davalarını iki şekilde açabilirler:

– Sözleşmeye Dayalı Malpraktis Davası: Hastanın, tıbbi hizmet sunucusu ile arasında sözleşme olduğu durumlarda açtığı davadır. Bu durumda, hastanın sözleşmenin ihlal edildiğini ve bu nedenle zarar gördüğünü ispatlaması gerekir. Sözleşmeye dayalı malpraktis davalarında, tazminat miktarını hakim belirler.
– Haksız Fiile Dayalı Malpraktis Davası: Hastanın, tıbbi hizmet sunucusu ile arasında sözleşme olmadığı durumlarda açtığı davadır. Bu durumda, hastanın tıbbi hizmet sunucusunun kusurlu olduğunu ve bu nedenle zarar gördüğünü ispatlaması gerekir. Haksız fiile dayalı malpraktis davalarında, tazminat miktarını kanun belirler.

Malpraktis davalarında, hastaların yanında yer alan kurumlar arasında Türk Tabipler Birliği (TTB), Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü (SHGM) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) bulunmaktadır. Bu kurumlar, hastalara hukuki destek sağlar, tıbbi hataları araştırır ve raporlar hazırlar.

Malpraktis davalarında, hastaların karşısında yer alan kurumlar arasında ise Türk Sağlık-Sen (TSS), Sağlık-Sen (SS) ve Türk Eczaneler Birliği (TEB) gibi sağlık çalışanlarının sendika ve meslek örgütleri bulunmaktadır. Bu kurumlar, sağlık çalışanlarını ve kurumlarını savunur, davalara karşı kendilerini korur ve hukuki süreçte destek sağlarlar.

Türkiye’deki malpraktis davaları genellikle uzun ve karmaşık süreçlerdir. Dava süreci şu adımlardan oluşur:

  1. Dilekçe ve Delil Sunumu: Hastanın zarar gördüğü tarihten itibaren belirli bir süre içinde (genellikle iki yıl) dava açması gerekir. Dilekçede, zarar gördüğü iddiası ve talep ettiği tazminat miktarı belirtilmelidir. Hastanın delillerini (tıbbi raporlar, tanıklar, uzman görüşleri, vb.) sunması gerekmektedir.
  2. Dava Süreci: Mahkeme, davanın kabul edilip edilmeyeceğine ve tazminat miktarına ilişkin kararı verecektir. Süreç boyunca, tarafların avukatları delilleri sunarlar, tanıklar ifade verirler ve uzman görüşleri alınır.
  3. Karar Aşaması: Mahkeme, tarafların argümanlarını değerlendirir ve delillere göre kararını verir. Karar, taraflara tebliğ edilir.
  4. İstinaf ve Yargıtay İncelemesi: Tarafların herhangi biri karara itiraz edebilir. İlk olarak, istinaf mahkemesi kararı değerlendirir. Ardından, karar yargıtay tarafından incelenir. Yargıtay kararı kesin ve nihai olacaktır.
  5. Tazminat Ödenmesi: Eğer mahkeme hastanın lehine karar verirse, tıbbi hizmet sunucusu veya sigortası tarafından tazminat ödenir. Ancak, Türkiye’de tazminat miktarları genellikle düşük olduğu için, hastanın zararını tam olarak karşılamayabilir.

Türkiye’de malpraktis davalarıyla ilgili yasal düzenlemeler sürekli olarak güncellenebilir. Bu nedenle, dava açmadan önce uzman bir avukattan veya hukuk danışmanından destek almak önemlidir. Ayrıca, dava sürecinin uzun ve zorlu olduğu göz önünde bulundurularak, tarafların sabırlı olmaları ve süreci dikkatle takip etmeleri gerekmektedir.

Avukat Desteği

Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz.

Hafta içi: 09:00 – 21:00
Cumartesi: 10:00 – 18:00
Telefon: +90 535 376 06 45
Mail: nasuhbugrakaradag@gmail.com

Gizlilik

Avukatlık mesleğinin en önemli etik ilkelerinden biri gizlilik olup, hukuk büromuz; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile belirlenen gizlilik ve sır saklama ilkesini büyük bir özen ve hassasiyet göstererek uygulamaktadır. Bununla beraber ofisimiz, müvekkillere ait bilgi, belge ve verileri sır tutma yükümlülüğü ve veri sorumluluğu kapsamında gizli tutmakta, üçüncü kişilerle ve kurumlarla hiçbir durumda ve hiçbir şekilde paylaşmamaktadır. Bu bağlamda ofisimiz, dava dosyaları ile ilgili sır saklama yükümlülüğüne uyulacağını yazılı olarak da ilke edinmiştir.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir