Taksirli İflas Suçu

Taksirli İflas Suçu

Taksirli iflas suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 162. maddesinde düzenlenmiştir. Bu suç, tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayısıyla iflasa sebebiyet verilmesi halinde işlenir. Suçun cezası, iflasa karar verilmiş olması şartıyla, iki aydan bir yıla kadar hapis cezasıdır.

Taksirli İflas Suçunun Unsurları

Taksirli iflas suçunun unsurları şunlardır:

  • Failin tacir olması: Tacir, ticari işletmesini kısmen de olsa işletmek üzere ticaret siciline kaydolmuş olan gerçek veya tüzel kişidir. Tacir olmayan kişiler bu suçu işleyemezler.
  • Failin tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özeni göstermemesi: Tacir, ticari işletmesini dürüstlük kurallarına uygun olarak yönetmek, ticari defterleri usulüne uygun tutmak, ticari belgeleri saklamak ve ibraz etmek gibi yükümlülüklere sahiptir. Bu yükümlülükleri ihlal ederek ticari işletmesinin iflasına yol açan tacir, taksirli iflas suçunu işlemiş olur.
  • Failin eyleminin iflasa sebebiyet vermesi: Failin eylemi ile iflas arasında uygun bir illiyet bağı bulunmalıdır. Yani failin eylemi, ticari işletmesinin borçlarını ödeyemez duruma düşmesine neden olmalıdır. Bu illiyet bağının kurulması için bilirkişi raporu alınması gerekebilir.
  • İflas kararının verilmiş olması: Taksirli iflas suçu, ancak iflas kararı verildikten sonra cezalandırılabilir. İflas kararı, icra mahkemesi tarafından verilen ve kesinleşen bir karardır.

Taksirli İflas Suçu ile Hileli İflas Suçu Arasındaki Fark

Taksirli iflas suçu, hileli iflas suçundan farklıdır. Hileli iflas suçu, tacirin borçlarını ödeyemeyeceğini bildiği halde mal varlığını gizlemek, azaltmak veya borçlarını artırmak gibi hileli davranışlarda bulunmasıdır. Hileli iflas suçu, kasten işlenen bir suçtur ve cezası daha ağırdır.

Taksirli İflas Suçunun Unsurları (TCK 162)

Taksirli iflas suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 162. maddesinde düzenlenen bir ekonomik suçtur. Bu suç, tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayısıyla iflasa sebebiyet verilmesi halinde işlenir. Tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özen, Türk Ticaret Kanunu’nun 18/2. maddesinde belirtildiği gibi, ticari işletmeyi kendi işi gibi idare etmek, ticari işletmenin durumunu gösteren defter ve belgeleri tutmak, ticari işletmenin yükümlülüklerini yerine getirmek ve ticari işletmeye ilişkin bilgileri alacaklılara vermek şeklinde tanımlanabilir.

Taksirli iflas suçunun cezalandırılabilmesi için, tacirin dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal eden eyleminin, iflasa karar verilmiş olması şartına bağlıdır. Yani, tacirin eylemi ile iflas arasında uygun bir illiyet bağı bulunmalıdır. Bu illiyet bağının kurulması için, tacirin eyleminin iflasa sebebiyet verecek nitelikte olması ve iflasın da bu eylemden kaynaklanması gerekir.

Taksirli iflas suçu, sadece gerçek kişi tacirler tarafından işlenebilir. Tüzel kişi tacirler ise bu suçtan sorumlu tutulamazlar. Ancak, tüzel kişi tacirlerin organ veya temsilcileri, tüzel kişi adına taksirli iflas suçunu işledikleri takdirde, bu suçtan dolayı cezalandırılabilirler.

Taksirli iflas suçu ile ilgili olarak aşağıdaki hususlara da dikkat edilmelidir:

  • Taksirli iflas suçu, sadece ticari faaliyette bulunan ve iflasa tabi borçlu tacirler tarafından işlenebilir. Sıradan bir esnaf veya serbest meslek erbabının borçlarını ödeyemediği için işini kapatması taksirli iflas suçu teşkil etmez.
  • Taksirli iflas suçu, sadece borcunu ödemeyen değil, borcunu ödeyemeyen taciri kapsar. Yani, tacirin borcunu ödememe iradesinin bulunması gerekmez.
  • Taksirli iflas suçu, sadece alacaklıların alacaklarının teminatını oluşturan malvarlığının eksiltilmesi ile ilgili değildir. Tacirin malvarlığını arttırmaya yönelik eylemleri de taksirli iflas suçu oluşturabilir. Örneğin, tacirin gereksiz yere yüksek riskli yatırımlar yapması veya borçlanması taksirli iflas suçu teşkil edebilir.
  • Taksirli iflas suçu ile hileli iflas suçu arasında önemli bir fark vardır. Hileli if

Taksirli iflas Suçunda Etkin Pişmanlık (TCK 168)

Taksirli iflas suçu, ticaretin gerektirdiği dikkat ve özeni göstermeyerek iflasa sebebiyet veren tacirlerin cezalandırılmasıdır. TCK’nın 162. maddesine göre, taksirli iflas suçunun cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıdır.

Ancak, taksirli iflas suçunda etkin pişmanlık gösteren tacirler, cezada indirimden yararlanabilirler. Etkin pişmanlık, kişinin işlediği fiilden dolayı hiçbir baskı ve zorlama olmadan pişmanlık duyması ve ortaya çıkan haksızlığı telafi edecek davranışlar sergilemesidir.

TCK’nın 168. maddesine göre, taksirli iflas suçu tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.

Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde ise, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.

Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.

Etkin pişmanlık gösteren tacirin cezada indirimden yararlanabilmesi için, aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gerekir:

– Tacirin bizzat kendisinin pişmanlık göstererek iade veya tazmini gerçekleştirmesi,
– Tacirin mağdurun uğradığı zararı tamamen veya kısmen geri verme veya tazmin etmesi,
– Tacirin etkin pişmanlığı kovuşturma başlamadan önce veya hüküm verilmezden önce göstermesi,
– Kısmen geri verme veya tazminde mağdurun rızasının bulunması.

Ceza hukuku ile ilgili daha fazla yazımızı okumak için bu bağlantıya tıklayabilirsiniz.

AVUKAT DESTEĞİ

Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz.

Hafta içi: 09:00 – 21:00
Cumartesi: 10:00 – 18:00
Telefon: +90 535 376 06 45
Mail: nasuhbugrakaradag@gmail.com
Gizlilik

Avukatlık mesleğinin en önemli etik ilkelerinden biri gizlilik olup, hukuk büromuz; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile belirlenen gizlilik ve sır saklama ilkesini büyük bir özen ve hassasiyet göstererek uygulamaktadır. Bununla beraber ofisimiz, müvekkillere ait bilgi, belge ve verileri sır tutma yükümlülüğü ve veri sorumluluğu kapsamında gizli tutmakta, üçüncü kişilerle ve kurumlarla hiçbir durumda ve hiçbir şekilde paylaşmamaktadır. Bu bağlamda ofisimiz, dava dosyaları ile ilgili sır saklama yükümlülüğüne uyulacağını yazılı olarak da ilke edinmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir