Sosyal Medya Kayıtlarının Delil Niteliği

Sosyal Medya Kayıtlarının Delil Niteliği

Sosyal medya kayıtları, boşanma davalarında delil olarak kabul edilebilir mi? Bu sorunun cevabını bulmak için öncelikle delil kavramını açıklamak gerekir. Delil, hukuki bir uyuşmazlığın çözümünde hakimi ikna edebilecek nitelikteki her türlü bilgi ve belgedir. Deliller, kanunda sayılan veya sayılmayan şekilde ikiye ayrılır. Kanunda sayılan deliller, tanık, bilirkişi, yemin ve keşif gibi belirli kurallara tabi olan delillerdir. Kanunda sayılmayan deliller ise, kanunun öngördüğü şekil şartlarına bağlı olmayan ve hakimin serbestçe değerlendirebileceği delillerdir. Sosyal medya kayıtları, kanunda sayılmayan delillere örnek olarak verilebilir.

Sosyal medya, günümüzde insanların iletişim kurduğu, bilgi paylaştığı, fikir beyan ettiği ve eğlendiği bir platform haline gelmiştir. Sosyal medya kullanıcıları, bu platformlarda yaptıkları paylaşımlar, yorumlar, beğeniler, mesajlar ve diğer etkileşimler ile birçok veri üretmektedir. Bu veriler, sosyal medya kullanıcılarının kişilik özellikleri, tercihleri, ilgi alanları, sosyal çevreleri ve davranış kalıpları hakkında ipuçları vermektedir. Bu nedenle, sosyal medya kayıtları, hukuki anlamda delil niteliği taşıyabilecek önemli bir kaynak oluşturmaktadır.

Bu makalede, sosyal medya kayıtlarının delil niteliği üzerine bir inceleme yapılacaktır. Öncelikle, sosyal medya kayıtlarının ne olduğu ve hangi türlerini kapsadığı tanımlanacaktır. Ardından, sosyal medya kayıtlarının delil olarak kullanılabilmesi için hangi şartların sağlanması gerektiği ve hangi usullere uyulması gerektiği açıklanacaktır. Son olarak, sosyal medya kayıtlarının delil olarak kullanılmasının avantajları ve dezavantajları tartışılacaktır.

Sosyal Medya Kayıtlarının Tanımı ve Türleri

Sosyal medya kayıtları, sosyal medya platformlarında kullanıcıların oluşturduğu veya eriştiği her türlü veriyi ifade etmektedir. Sosyal medya kayıtları, genel olarak iki türe ayrılmaktadır: içerik kayıtları ve meta veriler.

İçerik kayıtları, sosyal medya kullanıcılarının platformlarda yayınladıkları veya paylaştıkları metinler, fotoğraflar, videolar, ses dosyaları, linkler ve diğer multimedya unsurlarını kapsamaktadır. İçerik kayıtları, kullanıcıların görüşlerini, duygularını, deneyimlerini ve bilgilerini yansıtmaktadır.

Meta veriler ise, sosyal medya kullanıcılarının platformlarda yaptıkları etkileşimleri gösteren verilerdir. Meta veriler, kullanıcıların kimlerle iletişim kurduğu, ne zaman ve nerede online olduğu, hangi cihazları kullandığı, hangi içerikleri beğendiği veya yorumladığı gibi bilgileri içermektedir. Meta veriler, kullanıcıların davranışlarını, alışkanlıklarını, tercihlerini ve sosyal çevrelerini ortaya çıkarmaktadır.

Sosyal Medya Kayıtlarının Delil Olarak Kullanılması

Sosyal medya kayıtları, hukuki anlamda delil olarak kullanılabilmesi için bazı şartları taşıması gerekmektedir. Bu şartlar şunlardır:

– Sosyal medya kayıtları gerçek olmalıdır. Yani, kaynakları belli olmalı ve sahte veya manipüle edilmiş olmamalıdır.
– Sosyal medya kayıtları ilgili olmalıdır. Yani, hukuki uyuşmazlığın konusuyla alakalı olmalı ve uyuşmazlığı çözmede yardımcı olmalıdır.
– Sosyal medya kayıtları kanuna uygun olarak elde edilmelidir. Yani, kaynaklarına izinsiz erişilmemeli veya gizlice toplanmamalıdır.
– Sosyal medya kayıtları usule uygun olarak sunulmalıdır. Yani, delilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve nasıl elde edildiği ve sunulduğu belgelenmeli ve tanıklarla desteklenmelidir.

Sosyal medya kayıtlarının delil olarak kullanılmasının avantajları şunlardır:

– Sosyal medya kayıtları, kullanıcıların gerçek kişiliklerini, niyetlerini ve eylemlerini ortaya koyabilir. Çünkü, sosyal medya kullanıcıları, platformlarda kendilerini daha rahat ve samimi ifade edebilirler.
– Sosyal medya kayıtları, kullanıcıların zaman ve mekan sınırlaması olmadan erişebilecekleri ve paylaşabilecekleri bir kaynak oluşturur. Bu da, delilin kolayca elde edilmesini ve sunulmasını sağlar.
– Sosyal medya kayıtları, kullanıcıların dijital izlerini bırakır. Bu da, delilin doğrulanmasını ve güvenilirliğini artırır.

Sosyal medya kayıtlarının delil olarak kullanılmasının dezavantajları şunlardır:

– Sosyal medya kayıtları, kullanıcıların kişisel verilerini ve gizliliğini ihlal edebilir. Çünkü, sosyal medya kayıtları, kullanıcıların özel hayatlarına, aile ilişkilerine, siyasi görüşlerine ve diğer hassas konulara dair bilgiler içerebilir.
– Sosyal medya kayıtları, kullanıcıların sahte veya yanlış bilgiler paylaşmış olabileceği ihtimalini göz ardı edemez. Çünkü, sosyal medya kullanıcıları, platformlarda kendilerini farklı göstermek, dikkat çekmek veya başka amaçlarla yalan veya yanıltıcı bilgiler yayınlayabilirler.
– Sosyal medya kayıtları, kullanıcıların platformlarda yaptıkları etkileşimlerin gerçek hayattaki anlamını yansıtmayabilir. Çünkü, sosyal medya kullanıcıları, platformlarda beğeni, yorum veya mesaj gibi etkileşimlerde bulunurken farklı duygu veya düşünceler içinde olabilirler.

Sosyal medya kayıtları, boşanma davalarında delil olarak kabul edilebilir mi? Bu sorunun cevabını bulmak için ikinci olarak sosyal medya kayıtlarının niteliğini belirlemek gerekir. Sosyal medya kayıtları, elektronik ortamda oluşturulan veya saklanan verilerdir. Elektronik verilerin delil olarak kullanılabilmesi için Türk Medeni Kanunu’nun 193. maddesinde belirtilen şartları taşıması gerekir. Bu şartlar şunlardır:

– Elektronik verinin oluştuğu anda veya sonradan değiştirilmediğinin ispatlanması
– Elektronik verinin kim tarafından oluşturulduğunun veya değiştirildiğinin ispatlanması
– Elektronik verinin ne zaman oluşturulduğunun veya değiştirildiğinin ispatlanması
– Elektronik verinin içeriğinin doğru olduğunun ispatlanması

Bu şartların sağlanması halinde sosyal medya kayıtları, boşanma davalarında delil olarak kabul edilebilir.

Sosyal Medya Kayıtları Boşanma Davalarında Delil Olarak Kullanılabilir mi?

Boşanma davalarında tarafların birbirlerine karşı ileri sürdükleri iddiaları ispatlamak için çeşitli deliller sunmaları gerekir. Bu deliller arasında son yıllarda sosyal medya kayıtları da yer almaya başlamıştır. Sosyal medya kayıtları, tarafların sosyal medya platformlarında paylaştıkları mesajlar, fotoğraflar, videolar, beğeniler, yorumlar, takip ettikleri kişiler ve gruplar gibi verileri kapsamaktadır. Bu veriler, tarafların boşanma sebepleri olan zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme veya haysiyetsiz hayat sürme gibi eylemlerini kanıtlamak için kullanılabilir mi? Bu sorunun cevabı, sosyal medya kayıtlarının delil niteliği taşıyıp taşımadığına ve bu kayıtların nasıl elde edildiğine bağlıdır.

Sosyal Medya Kayıtlarının Elde Edilişi

Sosyal medya kayıtları, boşanma davalarında delil olarak kabul edilebilir mi? Bu sorunun cevabını bulmak için üçüncü olarak sosyal medya kayıtlarının nasıl elde edildiğini incelemek gerekir. Sosyal medya kayıtları, iki şekilde elde edilebilir:

– Taraflardan birinin rızası ile
– Taraflardan birinin rızası olmadan

Taraflardan birinin rızası ile elde edilen sosyal medya kayıtları, boşanma davalarında delil olarak kullanılabilir. Bu durumda, tarafların özel hayatına saygı ilkesi ihlal edilmemiş olur. Taraflardan birinin rızası olmadan elde edilen sosyal medya kayıtları ise, boşanma davalarında delil olarak kullanılamaz. Bu durumda, tarafların özel hayatına saygı ilkesi ihlal edilmiş olur. Özel hayatın gizliliği, Anayasa’nın 20. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi ile güvence altına alınmış bir temel haktır. Bu hak, kişilerin özel yaşamına müdahale edilmesini, özel yaşamına ilişkin bilgilerin toplanmasını, kaydedilmesini, kullanılmasını veya yayılmasını yasaklar. Bu yasak, ancak kanunla öngörülen hallerde ve demokratik bir toplumda gerekli olan ölçüde kaldırılabilir.

Sosyal medya kayıtlarının taraflardan birinin rızası olmadan elde edilmesi, özel hayatın gizliliğine aykırı bir eylemdir. Bu eylem, Türk Ceza Kanunu’nun 132. maddesinde düzenlenen “Özel Hayatın Gizliliğini İhlal” suçunu oluşturur. Bu suçun cezası, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Ayrıca, bu eylem, Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde düzenlenen “Kişilik Haklarının Korunması” hükmüne göre de tazminata sebep olur.

Boşanma davalarında sosyal medya kayıtları, kanunda sayılmayan deliller arasında yer alır. Bu kayıtların delil olarak kabul edilebilmesi için elektronik verilerin delil niteliği taşıyan şartları sağlaması ve taraflardan birinin rızası ile elde edilmesi gerekir. Taraflardan birinin rızası olmadan elde edilen sosyal medya kayıtları ise, boşanma davalarında delil olarak kullanılamaz. Bu kayıtların elde edilişi, özel hayatın gizliliğini ihlal eden bir suç ve tazminata yol açan bir haksız fiildir.

Avukat Desteği

Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz.

Hafta içi: 09:00 – 21:00
Cumartesi: 10:00 – 18:00
Telefon: +90 535 376 06 45
Mail: nasuhbugrakaradag@gmail.com

Gizlilik

Avukatlık mesleğinin en önemli etik ilkelerinden biri gizlilik olup, hukuk büromuz; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile belirlenen gizlilik ve sır saklama ilkesini büyük bir özen ve hassasiyet göstererek uygulamaktadır. Bununla beraber ofisimiz, müvekkillere ait bilgi, belge ve verileri sır tutma yükümlülüğü ve veri sorumluluğu kapsamında gizli tutmakta, üçüncü kişilerle ve kurumlarla hiçbir durumda ve hiçbir şekilde paylaşmamaktadır. Bu bağlamda ofisimiz, dava dosyaları ile ilgili sır saklama yükümlülüğüne uyulacağını yazılı olarak da ilke edinmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir