Çocuk Haklarının ve Bu Kapsamdaki Sözleşmelerin Gelişimi

Çocuk Haklarının ve Bu kapsamdaki Sözleşmeler

Türkiye’de çocuk istismarı ile ilgili araştırmalar başlangıç ​​aşamasında, yetersiz veya çok yeni olduğunda bu çalışmanın farkındalık kazanma ve çözüm adına faydalı olacağı kanısındayız.

Çocuk istismarı, istismarın türleri, etkileri, sonuçlarını çözüm önerilerini detaylarıyla tartıştığımız ve çalışmada öncelikle çocuk ve çocuk hakları kavramlarını biraz açmak daha doğru olacaktır.

Çocuk ve Çocuk Hakları

Çocuk, kısaca bebeklik ve ergenlik arasında kişi olarak tanımlanmakla beraber bu tanımlamalar göreceli olup bir kesin sınır koymak zordur olduğu gibi çocukluk döneminin cinsel gelişimin başladığı ergenlik dönemi ile bittiği gibi görüşler mevcut olsa dahi Birleşmiş Milletler raporlarında ise 0-18 yaş arası kişiler çocuk olarak kabul edilmektedir. 

5395 Sayılı ve 03/07/2005 Kabul Tarihli Çocuk Koruma Kanunu ve 5237 sayılı 26/9/2004 kabul tarihli Türk Ceza Kanunu uyarınca ise çocuk: daha erken yaşta ergin olsa bile, onsekiz yaşını doldurmamış kişi olarak tanımlanmıştır.  Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi hükümleri göz önünde bulundurularak, “Çocuk” deyiminden henüz onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin anlaşılması gerektiğine dair bir tanıma yer verilmiştir.  

Çocuk hakları ise, yasal veya ahlaki olarak dünyadaki tüm çocukların doğuştan hakkıdır; eğitim, sağlık, yaşam, barınma; fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi hakların tümünü tanımlamak için kullanılan evrensel bir kavramdır. Bu kapsamda Cenevre Çocuk Hakları Bildirisi, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirisi, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme büyük öneme sahiptir. Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi, uluslararası alanda çocukların korunmasına yönelik yapılan ilk sözleşme olup, Türkiye’nin de onayladığı bu bildirgede; çocukların doğal biçimde gelişmesine olanak sağlanması, aç çocukların beslenmesi, hasta çocukların tedavi edilmesi, terk edilmiş çocukların korunması, felaket anında yardımın öncelikle çocuğa yapılması, çocukların her türlü istismara karşı korunması ve kardeşlik duyguları içinde eğitilmeleri gerektiği belirtilmiştir.

Ardından ise Balkan ülkelerinin çocukları koruma kuruluşlarının iş birliği sonunda 5-9 Nisan 1936 tarihinde Türkiye’nin de katıldığı Birinci Balkan Kongresi toplanmış ve çocukların korunması ve çocukların çalışma yaşı konularında çalışmalar yapmak üzere 1-7 Ekim 1938 tarihleri arasında da İkinci Balkan Kongresi toplanmıştır. Bu kongreler Balkan ülkeleri ile sınırlı olmasına karşın bu alanda gerçekleştirilen evrensel çalışmalara öncülük etmişlerdir.

Bu kapsamda bu hususların çocuklar için sağlanmadığı durumlarda ve önlenmeyen istismar hallerinde devletlerin de sorumluluğunun olduğu açıktır. 

Çocuk Hakları Sözleşmesi

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde benimsenen Çocuk Hakları Sözleşmesi 2 Eylül 1990 tarihinde de yürürlüğe girmiştir. Türkiye de dahil olmak üzere 196 ülkenin taraf olduğu sözleşme en fazla ülkenin onayladığı insan hakları belgesidir. Amerika Birleşik Devletleri hariç bütün Birleşmiş Milletler üyeleriyle Filistin, Vatikan, Nieu ve Cook Adaları sözleşmeye taraftır. 

Türkiye, ÇHS’yi 14 Ekim 1990’da imzaladı ve sözleşme 27 Ocak 1995’te Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Sözleşmenin kısa bir özetine buradan ulaşabilirsiniz.

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi Kapsamında Temel Çocuk Hakları

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin çok sayıda maddesi çocukların sağlıklı bir yaşam sürdürmelerini desteklemektedir. Sözleşme’nin 6. maddesine göre her çocuk esas olarak yaşama hakkına sahiptir. İlaveten, 24. madde gereğince her çocuk ulaşılabilir en yüksek sağlık standartlarından yararlanabilmelidir; gerekli tedavi ve iyileştirme hizmetlerinden faydalanabilmelidir. İhmal edilen, terk edilen, istismara uğrayan ya da işkenceye tâbi tutulan çocukların iyileştirilmesi ve yeniden topluma kazandırmasından devletler sorumludur.

Çocuğun Eğitim hakkı

Eğitim hakkı, çocukların en önemli haklarından biridir. UNICEF’in 1999 tarihli raporunda da belirttiği gibi okuma-yazma bilmeme çok ciddi sorunlara neden olmaktadır. Anne ve çocuk ölümlerinin önde gelen etkenlerinden biri, annenin eğitim düzeyinin düşüklüğü veya okuma-yazma bilmemesidir. Kız çocuklarının okullaşma oranındaki 10 puanlık bir artış sonunda bebek ölüm hızı binde 4.1 azalmaktadır.[kaynak belirtilmeli]Bu halde çocuğun en temel hakkı olan yaşama hakkı ile eğitim hakkı arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır. Yaşama hakkının yanı sıra, çocuğun bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal ve ahlak gelişimi için eğitime gereksinimi vardır. İnsanın doğuştan getirdiği yeteneklerini geliştiren en önemli araç eğitimdir. Eğitimsizlik sonucu olarak insanlar üretken biçimde çalışamaz, sağlıklarına özen gösteremez, kendilerini ve ailelerini gereği gibi koruyamaz ve kültürel açıdan zengin bir yaşam sürdüremezler.

Kız çocuklarının da ihtiyaçlarını karşılayan ve onları yaşam becerileriyle donatan kaliteli eğitim alma hakları vardır. Bununla birlikte, dünya çapında 6-11 yaşları arasındaki 130 milyon okula gitmeyen çocuğun 73 milyonu da kız çocuklarıdır.

Çocuğun Şikayet Hakkı

İsveç, Finlandiya ve Ukrayna başta olmak üzere pek çok ülke, çocuk haklarını korumaya yönelik şikayet merciileri oluşturmuştur. Çocuk hakları ihlallerinin değerlendirilmesine yönelik ilk şikayet mercii, 1981 yılında Barneombudet adı altında Norveç’te kuruldu. Başlıca görevleri arasında tehlike altında olan çocukların güvenliğini sağlamak, çocukların toplum içinde söz sahibi olmalarını teşvik etmek ve eğitim, sağlık, kültür gibi konuları esas alarak çocukların içinde yetiştikleri koşulları denetlemek olan ombudsman,yasalar çerçevesinde bağımsız ve tarafsız olarak hareket etmektedir. Ukrayna, dünyada çocukları bu merciiye atayan ilk ülkedir. 2005 yılı sonlarında göreve başlayan Ivan Cherevko ve Julia Kruk, bu ülkede hizmet veren ilk çocuk hakları ombudsmanları olmuştur.

Çocuk Hakkı İhlallerine Kısa Bir Bakış

Çocuk hakları, insan hakları kavramı içinde ele alınması gereken bir konudur. Günümüzde dünyanın birçok yerinde var olan insan hakları ihlalleri çocuk boyutunda daha kapsamlı ve büyüyen, müdahale edilmesi daha zor bir şekilde yer almaktadır. Uluslararası Af Örgütü’ne göre; Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ise emek sömürüsü, pornografi, şiddet ve yasa dışılık gibi olumsuz etkenler nedeniyle ne yazık ki çocuk hakları ihlalleri daha büyük boyutlardadır.

İlerleyen bölümlerde bu konu daha detaylı olarak ele alınacaktır.

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, ilgili yasalar kapsamında, reşit olma yaşı hariç 18 yaşına kadar her bireyi “çocuk” olarak tanımlar ve çocukların ekonomik, sosyal ve kültürel düzeyde hayatta kalma, bakım ve bakım dışındaki temel haklarıdır. ve koruma. özgürlükleri olduğunu kaydeder. Kuşkusuz bu temel hak ve Özgürlüklerin odak noktası çocuğun yüksek yararıdır. Sözleşmenin 19. Maddesi; Sözleşmeyi imzalayan devletlere: “Çocuğun ebeveynlerinin veya sadece birinin, yasal vasilerinin veya vasilerinin veya himayesindeki herhangi bir kişinin huzurunda bedensel saldırı, şiddete veya istismara, ihmal veya ihmalkar muameleye, tecavüz dahil her türlü suistimal ve kötü muameleye karşı korunması için her türlü yasal, idari, sosyal ve eğitsel tedbirler alınmalıdır.

Çocukların yetişkinlerden farklı fiziksel, fizyolojik, davranışsal ve psikolojik özelliklere sahip olduğu, sürekli büyüyüp geliştiği, çocuk bakımının toplumsal bir sorun olduğu ve bilimsel yaklaşımlarla herkesin bu sorumluluğu alması gerektiği fikri Cenevre Bildirgesi ile şekillenmiştir. Bugün çocuk haklarıyla ilgili uluslararası belge, Birleşmiş Milletler tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen ve 193 ülke tarafından onaylanan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmedir.

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, 1990 yılında Türkiye Cumhuriyeti tarafından imzalanmış ve ardından 09.12.1994 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanarak Resmi Gazete’de yayımlanarak 4058 sayılı kanunla iç hukuk kuralına dahil edilmiştir.  

Çocuklar insanlık dışı veya aşağılayıcı hiçbir şekilde cezalandırılamaz. Bir çocuk suç işlemeye sürüklenmiş kendisine verilen cezanın yaşı ve gelişimine uygun olması ve eğitimine engel olmaması gerekir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir