Boşanma Davasında Maddi ve Manevi Tazminat

Boşanma Davasında Maddi ve Manevi Tazminat

Boşanma davası, evlilik birliğinin sona ermesiyle birlikte, tarafların hak ve yükümlülüklerini de yeniden düzenleyen bir hukuki süreçtir. Boşanma davası sırasında veya sonrasında, taraflardan biri, diğerinden maddi veya manevi tazminat talep edebilir. Maddi tazminat, boşanma nedeniyle uğranılan maddi zararların giderilmesini; manevi tazminat ise boşanma nedeniyle uğranılan manevi acıların telafisini amaçlar.

Giriş

Boşanma davası, Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesine göre, evlilik birliğinin temelinden sarsılması halinde açılabilen bir davadır. Boşanma davası açılabilmesi için, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasının objektif ve sübjektif koşulları bulunmalıdır. Objektif koşul, evlilik birliğinin çekirdeğini oluşturan sevgi, saygı ve sadakat gibi unsurların ortadan kalkması; sübjektif koşul ise tarafların evlilik birliğini devam ettirme iradesinin kalmamasıdır.

Boşanma davası sonucunda, evlilik birliği sona ererken, tarafların hak ve yükümlülükleri de yeniden düzenlenir. Bu düzenleme kapsamında, boşanmanın neden olduğu zararların giderilmesi amacıyla, taraflardan biri diğerinden maddi veya manevi tazminat talep edebilir. Maddi tazminat talebi, boşanmanın ekonomik etkilerini; manevi tazminat talebi ise boşanmanın psikolojik etkilerini ortadan kaldırmayı hedefler.

Boşanma davasında maddi ve manevi tazminat talebinin nasıl yapılacağı, hangi koşullarda kabul edileceği ve hangi kriterlere göre belirleneceği konuları, Türk Medeni Kanunu’nun 174., 175. ve 176. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu maddelerde yer alan hükümler, Yargıtay’ın içtihatları ve doktrindeki görüşler ışığında yorumlanmalıdır.

Boşanma Davasında Maddi Tazminat Talebinin Şartları

Boşanma davası, evlilik birliğinin sona ermesiyle birlikte, tarafların hak ve yükümlülüklerinin de yeniden düzenlenmesini gerektiren bir hukuki süreçtir. Boşanma davasında, tarafların mal paylaşımı, nafaka, velayet, kişisel ilişki kurma gibi konularda talepleri olabilir. Bu taleplerden biri de maddi tazminattır.

Maddi tazminat, boşanma sebebiyle uğranılan zararların giderilmesi amacıyla talep edilen bir haktır. Maddi tazminat talebinde bulunabilmek için, bazı şartların yerine gelmesi gerekir. Bu şartlar şunlardır:

– Boşanmanın kusurlu tarafından kaynaklanması
– Boşanmanın kusursuz tarafa maddi zarar vermesi
– Maddi zararın belgelenebilmesi
– Maddi zararın haksız ve ağır olması
– Maddi zararın boşanma davası süresince veya boşanmadan önce ortaya çıkması
– Maddi tazminat talebinin zamanaşımına uğramaması

Bu şartlar ayrıntılı olarak incelendiğinde, şu noktalar önem kazanmaktadır:

Boşanmanın Kusurlu Tarafından Kaynaklanması

Maddi tazminat talebinde bulunabilmek için, boşanmaya sebep olan olayların kusurlu tarafın iradesine bağlı olarak gerçekleşmiş olması gerekir. Kusur, hukuka aykırı davranış olarak tanımlanabilir. Kusurun varlığı ve derecesi, boşanma sebeplerine, eşlerin kişilikleri ve sosyal durumlarına, evlilik hayatının niteliğine göre somut olayda değerlendirilir.

Boşanma sebepleri arasında en sık rastlananlar şunlardır:

– Zina
– Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
– Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
– Terk
– Akıl hastalığı
– Evlilik birliğinin temelinden sarsılması

Bu sebeplerden herhangi birinin varlığı halinde, boşanmaya neden olan taraf kusurlu sayılır. Ancak, bu sebeplerin varlığı tek başına yeterli değildir. Aynı zamanda, bu sebeplerin boşanmaya neden olan tarafın iradesine bağlı olarak gerçekleşmiş olması da gerekir. Örneğin, akıl hastalığı sebebiyle boşanan eşlerden hasta olan tarafın kusuru yoktur. Çünkü akıl hastalığı iradeye bağlı olmayan bir durumdur.

Boşanmanın Kusursuz Tarafa Maddi Zarar Vermesi

Maddi tazminat talebinde bulunabilmek için, boşanmanın kusursuz tarafa maddi zarar vermiş olması gerekir. Maddi zarar, kişinin malvarlığında veya gelirinde meydana gelen eksilme olarak tanımlanabilir. Maddi zararın varlığı ve miktarı, somut olayda belgelerle kanıtlanmalıdır.

Maddi zararın kaynağı ise, boşanmanın kendisi veya boşanmaya neden olan olaylardır. Örneğin, eşi tarafından terk edilen veya aldatılan tarafın psikolojik bunalıma girerek işini kaybetmesi veya iş verimini düşürmesi halinde, bu durum maddi zarara yol açabilir. Ya da eşi tarafından darp edilen veya yaralanan tarafın tedavi masrafları veya iş göremezlik durumu maddi zarar doğurabilir.

Maddi Zararın Belgelenebilmesi

Maddi tazminat talebinde bulunabilmek için, maddi zararın belgelenebilmesi gerekir. Maddi zararın varlığı ve miktarı, somut olayda belgelerle kanıtlanmalıdır. Belgeler, resmi veya özel nitelikte olabilir. Örneğin, maaş bordrosu, vergi beyannamesi, banka hesap özeti, fatura, makbuz, rapor, tanık beyanı gibi belgeler maddi zararı belgeleyebilir.

Maddi Zararın Haksız ve Ağır Olması

Maddi tazminat talebinde bulunabilmek için, maddi zararın haksız ve ağır olması gerekir. Haksızlık, boşanmaya neden olan tarafın kusurlu olması ve boşanmanın kusursuz tarafa maddi zarar vermesi anlamına gelir. Ağırlık ise, maddi zararın miktarının ve etkisinin önemli olması anlamına gelir. Maddi zararın haksız ve ağır olup olmadığı, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.

Maddi Zararın Boşanma Davası Süresince veya Boşanmadan Önce Ortaya Çıkması

Maddi tazminat talebinde bulunabilmek için, maddi zararın boşanma davası süresince veya boşanmadan önce ortaya çıkmış olması gerekir. Boşanma davası açıldıktan sonra ortaya çıkan maddi zararlar, boşanma davasının konusunu oluşturmaz. Bu durumda, ayrı bir dava açılması gerekir.

Boşanma Davasında Maddi Tazminat Talebinin Miktarının Belirlenmesi

Boşanma davalarında maddi tazminat talebinde bulunmak, boşanmanın yarattığı ekonomik zararları gidermek için bir haktır. Ancak bu hakkın kullanılması, tazminat talebinin miktarının belirlenmesi konusunda bazı sorunlara yol açabilmektedir. Bu makalede, boşanma davasında maddi tazminat talebinin miktarının belirlenmesi üzerine uzun ve teknik bir inceleme yapacağız. Bir hukukçu gibi yazacağımız bu makalede, akademik dil ile yazmaya özen göstereceğiz. Makalemizin altbaşlıkları şöyle olacaktır:

– Maddi Tazminat Talebinin Hukuki Dayanağı
– Maddi Tazminat Talebinin Şartları
– Maddi Tazminat Talebinin Miktarının Belirlenmesinde Etkili Olan Faktörler
– Maddi Tazminat Talebinin Miktarının Belirlenmesinde Yargıtay Kararları
– Maddi Tazminat Talebinin Miktarının Belirlenmesinde Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

Maddi Tazminat Talebinin Hukuki Dayanağı

Boşanma davasında maddi tazminat talebinin hukuki dayanağı, Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesidir. Bu maddeye göre, “Boşanma veya ayrılık yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Boşanma veya ayrılık sebebiyle yoksulluğa düşecek olan tarafın kusuru daha ağır ise de, diğer tarafın haksız fiillerinden dolayı zarara uğraması hâlinde, kusurlu olan tarafın mali durumu ile zararın ağırlığı dikkate alınarak, hâkim tarafından uygun bir miktarda tazminata hükmedilebilir.”

Bu maddeye göre, boşanma davasında maddi tazminat talep edebilmenin iki şartı vardır:

– Boşanma veya ayrılık yüzünden yoksulluğa düşmek
– Boşanma veya ayrılık sebebiyle zarara uğramak

Bu iki şartın yanı sıra, boşanma davasında maddi tazminat talep edebilmenin bir de koşulu vardır:

– Boşanma veya ayrılık sebebiyle yoksulluğa düşecek olan tarafın kusurunun daha ağır olmaması

Bu koşul, boşanmanın kusur oranına göre maddi tazminat talebinin değerlendirilmesini sağlamaktadır. Buna göre, eğer boşanmaya sebep olan kusur tamamen veya çoğunlukla bir tarafa aitse, o taraf boşanma yüzünden yoksulluğa düştüğünü veya zarara uğradığını iddia ederek maddi tazminat talep edemez. Eğer boşanmaya sebep olan kusur eşit derecede her iki tarafa aitse veya hiçbir tarafa ait değilse, o zaman her iki taraf da boşanma yüzünden yoksulluğa düştüğünü veya zarara uğradığını iddia ederek maddi tazminat talep edebilir.

Maddi Tazminat Talebinin Şartları

Boşanma davasında maddi tazminat talep edebilmenin şartlarından ilki, boşanma veya ayrılık yüzünden yoksulluğa düşmektir. Yoksulluk, ekonomik anlamda gelirin gideri karşılamaması durumudur. Ancak boşanma davasında yoksulluk kavramı, sadece gelir-gider dengesine göre değil, aynı zamanda evlilik birliği içindeki yaşam standardına göre de değerlendirilmektedir. Bu nedenle, boşanma davasında yoksulluğa düşmek, evlilik birliği içindeki yaşam standardının boşanma veya ayrılık sonucunda düşmesi anlamına gelmektedir.

Boşanma davasında maddi tazminat talep edebilmenin şartlarından ikincisi, boşanma veya ayrılık sebebiyle zarara uğramaktır. Zarar, hukuki anlamda bir hakkın ihlali sonucunda meydana gelen eksilme veya eksikliktir. Boşanma davasında zarar kavramı, sadece maddi zararı değil, manevi zararı da kapsamaktadır. Maddi zarar, kişinin malvarlığında veya gelirinde meydana gelen eksilme veya eksikliktir. Manevi zarar ise, kişinin şahsiyet hakkının ihlali sonucunda meydana gelen acı, üzüntü, keder, onur kırıcılık gibi duygusal eksilme veya eksikliktir.

Boşanma davasında maddi tazminat talebinin miktarının belirlenmesinde etkili olan faktörler

Boşanma davasında maddi tazminat talebinin miktarının belirlenmesinde etkili olan faktörler şunlardır:

– Tarafların mali durumları
– Tarafların evlilik birliği içindeki yaşam standartları
– Tarafların boşanma veya ayrılık sonrasındaki yaşam standartları
– Tarafların boşanmaya sebep olan kusur oranları
– Tarafların boşanma veya ayrılık sebebiyle uğradıkları zararın niteliği ve ağırlığı

Bu faktörlerin her biri, maddi tazminat talebinin miktarını arttıran veya azaltan bir etkiye sahiptir. Örneğin, taraflardan birinin mali durumu çok iyi ise, diğer tarafın maddi tazminat talebinin miktarı artabilir. Taraflardan birinin evlilik birliği içindeki yaşam standardı çok yüksek ise, diğer tarafın boşanma veya ayrılık sonrasındaki yaşam standardının düşmesi nedeniyle maddi tazminat talebinin miktarı artabilir. Taraflardan birinin boşanmaya sebep olan kusuru çok ağır ise, diğer tarafın uğradığı zarar nedeniyle maddi tazminat talebinin miktarı artabilir.

Maddi tazminat talebinin miktarının belirlenmesinde yargıtay kararları da önemli bir rol oynamaktadır. Yargıtay kararları, benzer olaylarda verilen hükümleri içermekte ve böylece hakimlere yol gösterici olmaktadır. Yargıtay kararlarında, maddi tazminat talebinin miktarının belirlenmesinde genellikle somut olayın özellikleri dikkate alınmakta ve taraflar arasında adaletli bir denge kurulmaya çalışılmaktadır.

Boşanma Davasında Manevi Tazminat Talebinin Şartları

Boşanma davaları, evlilik birliğinin sona ermesiyle birlikte, tarafların hak ve yükümlülüklerini de yeniden düzenleyen hukuki süreçlerdir. Boşanma davalarında, tarafların mal paylaşımı, nafaka, velayet, vesayet gibi konularda talepleri olabileceği gibi, manevi tazminat talebinde de bulunabilirler. Manevi tazminat, boşanma sebebiyle veya boşanma sürecinde uğranılan acı, üzüntü, keder, onur kırıcı davranışlar gibi manevi zararların giderilmesi için hâkim tarafından belirlenen bir miktar paradır. Manevi tazminat talebinde bulunabilmek için bazı şartların yerine gelmesi gerekir. Bu makalede, boşanma davasında manevi tazminat talebinin şartları nelerdir, hangi durumlarda manevi tazminat istenebilir, manevi tazminatın miktarı nasıl belirlenir gibi sorulara cevap arayacağız.

Manevi Tazminat Talebinin Şartları

Boşanma davasında manevi tazminat talebinde bulunabilmek için Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesinde belirtilen üç şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar şunlardır:

– Boşanmaya sebep olan olayın kusurlu tarafından meydana getirilmiş olması
– Boşanmaya sebep olan olayın diğer tarafın kişilik haklarına saldırı niteliğinde olması
– Boşanmaya sebep olan olayın diğer tarafın manevi yönden zarara uğramasına yol açması

Bu şartlardan ilki, boşanmaya sebep olan olayın kusurlu tarafından meydana getirilmiş olmasıdır. Kusur, hukukta bir kimsenin kendisinden beklenen özen ve dikkati göstermemesi sonucu başkasına zarar vermesidir. Boşanma davalarında kusurun belirlenmesinde, evlilik birliğinin sarsılmasına veya yıkılmasına neden olan eylem veya davranışlar esas alınır. Bu eylem veya davranışlar, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan ağır kusurlu haller olarak kanunda sayılmıştır. Bunlar; zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, akıl hastalığı ve evlilik birliğinden ayrılıktır. Bu hallerden herhangi birini gerçekleştiren taraf kusurlu sayılır ve diğer taraf manevi tazminat talebinde bulunabilir.

Bu şartlardan ikincisi, boşanmaya sebep olan olayın diğer tarafın kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmasıdır. Kişilik hakları, kişinin varlığına, onuruna, sağlığına, adına, özel hayatına ilişkin haklardır. Boşanmaya sebep olan olaylar, kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmalıdır. Örneğin; zina eden eşin diğer eşin onurunu zedelemesi, hayata kast eden eşin diğer eşin yaşam hakkını ihlal etmesi, pek kötü veya onur kırıcı davranışta bulunan eşin diğer eşin psikolojik sağlığını bozması gibi durumlarda kişilik haklarına saldırı söz konusudur. Bu durumlarda, kişilik haklarına saldırıya uğrayan taraf manevi tazminat talebinde bulunabilir.

Bu şartlardan üçüncüsü, boşanmaya sebep olan olayın diğer tarafın manevi yönden zarara uğramasına yol açmasıdır. Manevi zarar, kişinin ruhsal veya duygusal yönden çektiği acı, üzüntü, keder, onur kırıcılık gibi olumsuz duygu ve durumlardır. Boşanmaya sebep olan olaylar, diğer tarafın manevi zarara uğramasına neden olmalıdır. Örneğin; zina eden eşin diğer eşin güvenini sarsması, hayata kast eden eşin diğer eşin korku ve endişe yaşamasına sebep olması, pek kötü veya onur kırıcı davranışta bulunan eşin diğer eşin özgüvenini yitirmesine yol açması gibi durumlarda manevi zarar söz konusudur. Bu durumlarda, manevi zarara uğrayan taraf manevi tazminat talebinde bulunabilir.

Manevi Tazminat Talebinde Bulunabilecek Durumlar

Boşanma davasında manevi tazminat talebinde bulunabilecek durumlar, kanunda ayrıntılı olarak belirtilmemiş olup, yargı kararlarıyla şekillenmiştir. Genel olarak, boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olması ve manevi zarara yol açması halinde manevi tazminat talebinde bulunulabilir. Bu durumlar şunlardır:

  • Zina: Eşlerden birinin evlilik birliği içinde başka bir kişiyle cinsel ilişkiye girmesi halidir. Zina eden eş, diğer eşin onurunu zedeleyerek kişilik haklarına saldırmış olur. Zina edilen eş de bu nedenle güven kaybı, aldatılma duygusu, aşağılanma hissi gibi manevi zararlar yaşayabilir. Bu nedenle zina edilen eş, zina eden eşten manevi tazminat isteyebilir.
  • Hayata Kast: Eşlerden birinin diğer eşin hayatına kast etmesi halidir. Hayata kast eden eş, diğer eşin yaşam hakkını ihlal ederek kişilik haklarına saldırmış olur. Hayata kast edilen eş de bu nedenle korku, endişe, travma gibi manevi zararlar yaşayabilir. Bu nedenle hayata kast edilen eş, hayata kast eden eşten manevi tazminat isteyebilir.
  • Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış: Eşlerden birinin diğer eşi fiziksel veya psikolojik olarak ağır şekilde inciten veya küçük düşüren davranışlarda bulunması halidir. Pek kötü veya onur kırıcı davranışta bulunan eş, diğer eşin sağlığını ve saygınlığını zedeleyerek kişilik haklarına saldırmış olur. Pek kötü veya onur kırıcı davranışa maruz kalan eş de bu nedenle acı, üzüntü, öfke, özgüven kaybı gibi manevi zararlar yaşayabilir. Bu nedenle pek kötü veya onur kırıcı davranışa maruz kalan eş, pek kötü veya onur kırıcı davranışta bulunan eşten manevi tazminat isteyebilir.
  • Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme: Eşlerden birinin suç işlemesi veya haysiyetsiz hayat sürmesi halidir. Eşlerden birinin, evlilik birliği içindeyken ciddi suçlar işlemesi, örneğin cinayet, hırsızlık, dolandırıcılık gibi toplumda genel olarak kabul edilemez suçlar işlemesi durumunda, diğer eş manevi tazminat talep edebilir. Suç işleyen eş, evlilik birliğinin temelini sarsarak diğer eşin manevi bütünlüğüne zarar vermiş olur. Suç işleyen eş, aynı zamanda toplum nezdinde de itibar kaybına uğrayabilir, bu da diğer eşin sosyal statüsünü etkileyebilir ve dolayısıyla manevi zarara yol açabilir.
  • Haysiyetsiz Hayat Sürme: Eşlerden birinin evlilik birliği içindeyken sürekli olarak haysiyetsiz bir hayat sürmesi, örneğin alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, kumar oynamak gibi davranışlar sergilemesi durumunda, diğer eş manevi tazminat talep edebilir. Haysiyetsiz hayat sürme, evlilik birliğinin saygınlığını zedeleyerek diğer eşin manevi bütünlüğüne zarar verir. Ayrıca, bu tür davranışlar genellikle aile içi huzursuzluğa ve çatışmalara yol açar, bu da diğer eşin ruh sağlığını olumsuz etkiler ve manevi zarara neden olabilir.

Bu gibi durumlarda, manevi tazminat talebi, mahkeme tarafından incelenir ve durumun özelliklerine göre karara bağlanır. Mahkeme, tarafların yaşam standartlarını, ekonomik durumlarını, evlilik birliğinin süresini ve diğer faktörleri dikkate alarak hakkaniyete uygun bir karar verir.

Boşanma Davasında Manevi Tazminat Talebinin Miktarının Belirlenmesi

Boşanma davalarında manevi tazminat talebinde bulunmak, boşanan eşlerin en sık başvurduğu hukuki yollardan biridir. Manevi tazminat, boşanma sebebiyle eşlerden birinin veya her ikisinin uğradığı ruhsal acı, üzüntü, onur kırıcı davranışlar gibi manevi zararların giderilmesi amacıyla diğer eşten talep edilen bir tür maddi tazminattır. Manevi tazminatın miktarı, boşanma davasının özelliklerine, eşlerin kusur durumlarına, ekonomik ve sosyal durumlarına, uğradıkları manevi zararın niteliği ve derecesine göre belirlenir. Bu yazıda, boşanma davasında manevi tazminat talebinin miktarının belirlenmesinde dikkate alınması gereken hususlar üzerinde duracağız.

Manevi Tazminat Talebinin Şartları

Boşanma davasında manevi tazminat talep edebilmek için bazı şartların yerine gelmesi gerekir. Bu şartlar şunlardır:

– Boşanmaya sebep olan olay veya olaylar nedeniyle eşlerden birinin veya her ikisinin manevi zarara uğraması
– Boşanmaya sebep olan olay veya olayların diğer eşin kusuruyla gerçekleşmesi
– Manevi zararın hukuka aykırı olması
– Manevi zararın belgelenebilir olması
– Manevi tazminat talebinin zamanaşımına uğramamış olması

Bu şartlardan herhangi birinin eksik olması halinde, manevi tazminat talebi reddedilecektir.

Manevi Tazminatın Miktarının Belirlenmesinde Etkili Olan Faktörler

Boşanma davasında manevi tazminat talebinin miktarı, somut olayın özelliklerine göre hakim tarafından takdir edilir. Hakim, manevi tazminatın miktarını belirlerken aşağıdaki faktörleri dikkate alır:

– Boşanmaya sebep olan olay veya olayların niteliği ve ağırlığı: Boşanmaya sebep olan olay veya olaylar ne kadar ağır ve onur kırıcı ise, manevi tazminatın miktarı da o kadar yüksek olacaktır. Örneğin, aldatma, şiddet, hakaret, küçük düşürme gibi eylemler, manevi tazminatın miktarını artıracaktır.
– Eşlerin kusur durumları: Boşanmaya sebep olan olay veya olaylarda eşlerden hangisinin daha fazla kusurlu olduğu, manevi tazminatın miktarını etkileyecektir. Eğer boşanmaya sebep olan olay veya olaylarda sadece bir eş kusurlu ise, diğer eş daha yüksek bir manevi tazminat talep edebilecektir. Eğer boşanmaya sebep olan olay veya olaylarda her iki eş de kusurlu ise, manevi tazminatın miktarı kusur oranlarına göre azalacaktır.
– Eşlerin ekonomik ve sosyal durumları: Manevi tazminatın miktarı, eşlerin gelirleri, mal varlıkları, meslekleri, sosyal statüleri gibi ekonomik ve sosyal durumlarına göre de değişebilir. Eğer boşanan eşlerden birinin ekonomik ve sosyal durumu diğerine göre çok daha iyi ise, manevi tazminatın miktarı daha yüksek olabilir. Eğer boşanan eşlerden birinin ekonomik ve sosyal durumu diğerine göre çok daha kötü ise, manevi tazminatın miktarı daha düşük olabilir.
– Eşlerin uğradıkları manevi zararın niteliği ve derecesi: Manevi tazminatın miktarı, eşlerin boşanma sebebiyle uğradıkları manevi zararın niteliği ve derecesine göre de farklılık gösterebilir. Eğer boşanan eşlerden biri veya her ikisi de ciddi bir ruhsal travma, depresyon, kaygı bozukluğu, özgüven kaybı, sosyal izolasyon gibi psikolojik sorunlar yaşamış ise, manevi tazminatın miktarı daha yüksek olabilir. Eğer boşanan eşlerden biri veya her ikisi de boşanmayı kolayca kabullenmiş, yeni bir hayata adapte olmuş, psikolojik olarak sağlıklı kalmış ise, manevi tazminatın miktarı daha düşük olabilir.

Manevi Tazminatın Miktarının Belirlenmesinde Uygulanan Yöntemler

Boşanma davasında manevi tazminat talebinin miktarının belirlenmesinde hakimler genellikle iki yöntem uygularlar. Bunlar şunlardır:

– Karşılaştırma yöntemi: Bu yöntemde hakim, benzer nitelikteki boşanma davalarında verilen manevi tazminat kararlarını karşılaştırarak, somut olaya uygun bir miktar belirler. Bu yöntemde hakim, karşılaştırma yaptığı kararlarda yer alan faktörleri de dikkate alarak, somut olayda farklılık gösteren hususları da değerlendirir. Bu yöntemin avantajı, manevi tazminat kararlarında bir istikrar ve adalet sağlamasıdır. Bu yöntemin dezavantajı ise, her boşanma davasının kendine özgü özellikleri olması ve karşılaştırma yapılacak kararların bulunamaması durumunda uygulanamamasıdır.
– Takdir yetkisi yöntemi: Bu yöntemde hakim, yukarıda saydığımız faktörleri dikkate alarak, somut olaya göre bir miktar takdir eder. Bu yöntemde hakim, diğer kararlara bağlı kalmadan, kendi vicdani kanaatine göre bir karar verir. Bu yöntemin avantajı, somut olayın özelliklerine uygun bir miktar belirlenmesidir. Bu yöntemin dezavantajı ise, manevi tazminat kararlarında bir tutarsızlık ve keyfilik oluşmasıdır.

Boşanma davasında manevi tazminat talebinin miktarının belirlenmesi, hakimin takdirine bağlı bir konudur. Hakim, boşanmaya sebep olan olay veya olayların niteliği ve ağırlığı, eşlerin kusur durumları, ekonomik ve sosyal durumları, uğradıkları manevi zararın niteliği ve derecesi gibi faktörleri dikkate alarak, somut olaya uygun bir miktar belirler. Hakim, bu miktarı belirlerken genellikle karşılaştırma yöntemi veya takdir yetkisi yöntemini kullanır. Boşanma davasında manevi tazminat talep eden eşlerin bu hususlara dikkat etmeleri ve gerekli belge ve delilleri sunmaları önemlidir.

Avukat Desteği

Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz.

Hafta içi: 09:00 – 21:00
Cumartesi: 10:00 – 18:00
Telefon: +90 535 376 06 45
Mail: nasuhbugrakaradag@gmail.com

Gizlilik

Avukatlık mesleğinin en önemli etik ilkelerinden biri gizlilik olup, hukuk büromuz; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile belirlenen gizlilik ve sır saklama ilkesini büyük bir özen ve hassasiyet göstererek uygulamaktadır. Bununla beraber ofisimiz, müvekkillere ait bilgi, belge ve verileri sır tutma yükümlülüğü ve veri sorumluluğu kapsamında gizli tutmakta, üçüncü kişilerle ve kurumlarla hiçbir durumda ve hiçbir şekilde paylaşmamaktadır. Bu bağlamda ofisimiz, dava dosyaları ile ilgili sır saklama yükümlülüğüne uyulacağını yazılı olarak da ilke edinmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir