Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma TCK Madde 53

Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma

İnsanlar mahkemelerde çeşitli suçlardan yargılanabilmekte ve işledikleri suça göre farklı cezalara çarptırılabilmektedir. Mahkemeler tarafından verilen cezaların niteliğini belirleyen çeşitli koşullar vardır. Kasıtlı olsun ya da olmasın suçun türü, verilecek cezaları da belirlemektedir. Bazı durumlarda kişilere uygun görülen cezalar belirli haklardan yoksun bırakma şeklinde uygulanabilmektedir. Kişinin toplum içindeki olumsuz davranışlarının bir miktar zarar görmesi durumunda kişi haklarını kaybedebilir. TCK 53 insanların karşılaştığı bu gibi durumlarda devreye giren bir uygulamadır. Alınan bir güvenlik önlemi sayılabilecek bu uygulama ile toplumsal düzenin devamlılığı sağlanmaya çalışılmaktadır. Böyle bir duruma en bariz örnek, alkollü araç kullanmaktan sürücü belgesine el konulmasıdır.

Belirli hakların kullanılmasından yoksun bırakma, işlediği suç nedeniyle toplumla güvene dayalı ilişkisi zedelenen kişinin belirli haklarını belirli bir süre için kullanmasının yasaklanmasıdır (TCK md.53). Örneğin, sürücü belgesinin geri alınması, belirli bir süre için bir meslek veya sanatın icra edilmesinin yasaklanması.

Belirli haklardan yoksun bırakma, failin tehlikede olduğu varsayımıyla düzenlenen bir güvenlik tedbiridir.

Belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakma ölçüsü üç farklı şekilde düzenlenebilir:

  1. Mahkûmiyetin yasal/zorunlu bir sonucu olarak bazı hakların kullanılması yasaklanabilir (TCK 53/1).
  2. Kötüye kullanılmak yoluyla suç işlenmesi halinde belirli hak ve yetkilerin kullanılması belirli bir süre için yasaklanabilir (TCK 53/5).
  3. Belirli şartların yerine getirilmesi halinde mahkeme, sanığın takdirine bağlı olarak bazı haklarını kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verebilir (TCK 53/6).

Türk Ceza Kanunu’nun 1. Kitabın “Yaptırımlar” başlıklı 2. Bölümünde, “Güvenlik Tedbirleri” başlıklı 3. Bölümünde yer alan 53. maddesinde “belirli hakların kullanılmasından yoksun bırakma” tedbiri düzenlenmiştir.

Kanun maddesinde belirtilen hak mahrumiyetleri şunlardır:

Kamu Görevliliğine Başlamama, Atama ve Seçime Tabi Tüm Memur ve Hizmetlerde İstihdam

Kamu görevinin ifasında bulunmama, hapis cezasının ilk sonucudur. Bu sonucun doğması açısından, üstlenilen kamu hizmetinin sürekli, geçici veya geçici olması ve bu göreve seçim veya atama ile gelmesi önemli değildir.

Kanunda kamu görevine başladıktan sonra tüm memur ve seçime tabi hizmetlerde istihdamdan yoksun bırakılma olarak belirtilmektedir. Kanun, atama ve seçim yoluyla bir kamu görevi üstlenen kişiyi de kamu görevlisi olarak görmektedir.

Seçme ve Seçme Yetkisinden Mahrumiyet

Kasten işlenen bir suçtan dolayı hapis cezasına çarptırılması halinde kişi, cezanın infazı sırasında seçilme ve seçilme liyakatini kaybeder. Ancak bu mahrumiyet cezanın süresi ile sınırlıdır.

Anayasamızda (md. 67, 68), Milletvekili Seçimi Kanununda (md. 10, 11) ve Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarları ve İhtiyar Heyetlerinin Seçimi Hakkında Kanunda (md. 9, 31), seçme ve seçilme ehliyetine ilişkin şartlar düzenlenir. Bu kanunlarda, seçilebilmek için diğer şartların yanı sıra taksirli suçlar hariç olmak üzere süresine bakılmaksızın toplam bir yıl veya daha fazla hapis cezasına çarptırılmamış olmak veya süresine bakılmaksızın ağır hapis cezasına çarptırılmamış olmak aranmış ve bazı suçlardan hüküm giymiş olanların affa uğrasalar dahi seçilemeyeceklerini belirtti. Dolayısıyla bu başlık çerçevesinde ifade edilen seçilme ehliyetinden yoksun bırakma, Anayasa’nın yürürlükteki hükmüne göre bu şekilde uygulanacaktır.

Anayasa Mahkemesi’nin 8.10.2015 tarih ve 2014/140 E. ve 2015/85 sayılı Kararına göre oy hakkından yasaklama ancak kişi cezaevinde olduğu sürece mümkün olabilecektir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 17.9.2013 tarihli Kararında Söyler v. Türkiye; hükümlülerin herhangi bir miktarda hapis cezası almaları sonucunda oy haklarını kullanmamalarının 1 No’lu Protokol’ün 3. maddesini ihlal ettiğine karar vermiştir.

Velayet, Vasilik veya Vesayet Hizmetinin Olmaması

Vesayet, vesayet ve kayyımlık bir medeni hukuk kurumudur ve kanunda kanuni temsil olarak adlandırılır. Dolayısıyla bu hak mahrumiyeti, kanuni temsilci olarak hareket etme hakkından mahrumiyet olarak belirtilmektedir.

Kural olarak, hapis cezasına çarptırılan kişi, cezasının infazı sırasında bu hakkından yoksun bırakılır. Hakimin bu konuda takdir yetkisi yoktur. Cezası ertelenen veya denetimli serbestlik şartıyla salıverilen kişinin sadece altsoyu üzerinde velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerinden yoksun bırakılması kaldırılır (md. 53/3). Alt nesep dışındaki kişiler için söz konusu vesayet ve kayyımlık yetkileri, ancak hapis cezasının infazı tamamlandıktan sonra kullanılabilir.

Vakıf, Dernek, Sendika, Şirket ve Siyasi Parti Tüzel Kişiliklerinde Yönetici veya Denetçi Olmama
Bu mahrumiyet, özel bir tüzel kişinin yönetici veya denetçisi olma hakkından mahrum bırakılmasıdır. Özel hukuk tüzel kişilerinin yönetici veya denetçilerinin nasıl seçileceği Medeni Kanun ve Dernekler Kanunu gibi ayrı mevzuatlarda düzenlenmiştir.

Resmi İzne Tabi Bir Meslek veya Sanatla İcra Etmeme

Bu yoksunluk, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iznine tabi bir meslek veya sanatı kendi hesabına veya kendi hesabına tacir olarak icra etmektir.

Kanunda kamu kurumu adı geçtiğinden, kasten işlenen suçtan mahkûmiyet kararı sonucunda kamu idarelerince verilen izne bağlı bir meslek veya sanatı icra etmekten mahrumiyet söz konusu olmayacaktır.

Cezası ertelenen hükümlü hakkında söz konusu mahrumiyetin uygulanmasına karar verilebilir. Ancak bu konu hakimin takdirindedir.

Kasten işlenen suçlar nedeniyle verilen hapis cezasının hukuki sonucu olarak belirli hakların kullanılması otomatik olarak yasaklanır. Mahkemenin takdir yetkisi yoktur, tedbir bir ceza mahkûmiyetinin gerekli bir sonucu olarak ortaya çıkar. 5237 sayılı TCK’da mahkûmiyetin doğal sonucu olarak güvenlik tedbiri olarak düzenlenen bazı hakların kullanılmasından yoksun bırakma tedbirleri, kararda veya diğer hükümlerde gösterilmese bile hükümlünün kazanılmış haklarına konu olamaz. kelimeler, ters çevirme yasağı kapsamında değerlendirilemez (YCGK-K.2016/24).

Taksir veya taksirle işlenen suçlar için hapis cezasının zorunlu/hukuki sonucu olan güvenlik tedbiri yoktur. Çünkü hapis cezasının zorunlu/hukuki sonucu olan bazı haklardan yoksun bırakma tedbiri ancak doğrudan veya olası kastla işlenen suçlarda uygulanabilmektedir. Taksir veya kasti taksirle işlenen suçlarda hakimin takdir yetkisini kullanarak belirli tedbirlere hükmedebilmesi mümkündür (TCK m.53/6).

TCK 53/1 maddesindeki bazı haklardan yoksun bırakma tedbiri, adli para cezası verilmesi halinde uygulanamaz. Mahkeme hapis cezasını adli para cezasına veya alternatif tedbirlere çevirirse (TCK 50/5), uygulamada asıl mahkûmiyet hapis cezası değil, hafifletilmiş adlî para cezası veya tedbirdir (TCK 50/5) . Hapis cezasının adlî para cezasına veya alternatif tedbirlere çevrilmesi hâlinde, TCK m. 53/1 uyarınca mahkûmiyetin hukuki sonucu olan hakların kullanılmasından yoksun bırakma tedbirine karar verilemez.

Kısa süreli hapis cezasının ertelenmesi halinde TCK 53/1 hükümleri uygulanamaz. Ancak, uzun süreli hapis cezasının ertelenmiş olması, maddenin bu fıkrasında yer alan güvenlik tedbirinin uygulanmasına engel değildir. Cezası ertelenen veya şartlı tahliye edilen hükümlünün (TCK m.53/3) gözetim, vesayet ve kayyımlık yetkilerine bu fıkra hükümleri uygulanmaz. Hükümlünün altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ancak şartlı tahliye tarihine kadar sınırlandırılabilir. Hükümlü, cezaevinden çıktıktan sonra cezasının infazı tamamlanmamış olsa dahi bu yetkilerini kullanabilir. Ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), hükmün hukuki bir sonucunun bulunmadığı anlamına geldiğinden, HAGB kararı verilen kişiler hakkında bazı haklardan yoksun bırakma tedbiri uygulanamaz.

Sanık, isnat edilen suçu TCK 53/1-e maddesinde belirtilen hak ve yetkileri kötüye kullanarak işlediği kabul edilmekle birlikte aynı Kanun’un 53/5 maddesine tabidir. Sanığa verilen kısa süreli hapis cezası ertelenmesine rağmen TCK 53/1 uygulanmadı. TCK md. 53/4, madde gereğince hak mahrumiyeti hükmü ile. Maddeye aykırı hareket etmek iptal sebebidir (Y5CD-K.2019/2066)

5237 sayılı TCK dışında bazı özel kanunlarda ceza mahkumiyetinin hukuki sonucu olarak bazı haklar kullanılamaz. Medeni Kanun’a göre 1 yıl ve daha fazla hapis cezasına çarptırılan kişiler sınırlandırılmıştır. Kısıtlama nedeniyle işlem yapma ehliyeti sınırlanan bu kişilere vasi atanması gerekir (MK md.407). Örneğin, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 3 yıl hapis cezasına çarptırılan bir kişinin vesayet altına alınması gerekir.

TCK 53/1 maddesine göre verilen yasak süresi, vesayet hariç cezanın tamamen infazına kadar geçen süredir. Hakkın kullanım tarihi aynı zamanda TCK 53/1 maddesi uyarınca konulan yasağın kaldırıldığı tarihtir. Örneğin, 2 yıl hapis ve 2 yıl denetimli serbestlik cezasına çarptırılan bir kişinin, TBMM Seçim Kanunu’nun 11. maddesine göre cezasının infazı sırasında, hapis cezası kesilse bile seçilme hakkı yoktur. ertelenen. Cezanın kesinleşmesi ile erteleme kararının infazına başlandığı 01.01.2018 tarihinde, inceleme süresinin sona erdiği 01.01.2020 tarihi hakkın serbest kaldığı tarih olup, bu tarihte hak yoksunluğu sona erer. Hükümlü ancak bu tarihten sonra yapılacak seçimde milletvekili seçilebilecektir.

TCK md. 53- (3) Hükümlünün cezası ertelenen veya başka surette infaz edilen hükümlünün altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve vesayet yetkilerine yukarıdaki fıkralar uygulanmaz. denetimli serbestlik şartıyla salıverilen veya şartlı tahliye edilen. Cezası ertelenen veya şartlı tahliye ile infaz edilen veya şartlı salıverilen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen hak mahrumiyetinin uygulanmamasına karar verilebilir.

Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 53/3. maddesi. 53/1-c maddesinde düzenlenen hakların kullanılmasından yoksun bırakmanın 53/1-c maddesine muhalefet edilerek ileri sürülemeyeceği dikkate alınarak, şartlı salıverilme tarihine kadar 53/1-c maddesinde düzenlenen hakların kullanılması gerekçedir. tersine çevirmek için (Y15CD-K.2020/3945).

Bazı Hak ve Yetkilerin Kötüye Kullanılması Nedeniyle Bazı Hakların Kullanılmasının Yasaklanması (TCK 53/5)

Kanunun kendisine tanıdığı bazı hak ve yetkileri kötüye kullanarak suç işleyen kişinin bu hak veya yetkileri kullanması yasaklanır. TCK 53/5 maddesindeki düzenleme şu şekildedir:

TCK m.53-(5): Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlardan dolayı hapis cezasına çarptırılması hâlinde, bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına da karar verilir. hükmün infazından sonra infaz edilmek üzere, mahkûmiyet cezasının yarısından bir katına kadar. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlardan dolayı yalnızca adlî para cezasına çarptırılması hâlinde, bu hak ve yetkinin, maddede belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. .

 

TCK 53/1

TCK 53/1 içeriği hüküm giyen sanığın bazı haklarından yoksun bırakılmasıdır. Sanık, kasten işlenen suçlara dayanılarak verilen hapis kararları nedeniyle haklarının bir kısmını kullanamıyor. Belirli haklardan yoksun bırakmanın uygulanmadığı bir konu da adli para cezalarıdır. Bu yasağın geçerli olduğu süre, cezanın infazına kadar geçen süredir. Sanık salıverildiği anda haklarından mahrum kalma hali de sona erer.

TCK 53/2

TCK md. 53/2 uyarınca, sanığın bazı haklarını kullanmasına engel olan TCK 53/1’deki kuralların geçerlilik süresinin, infaz süresi dolduğunda sona erdiği belirtilmektedir. 53/1’de belirtilen hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle bir suç işlenmişse, cezanın infazından sonra, verilen cezanın yarısı ile iki katı arasında değişen oranda yeniden ceza verilir. Bu süreyi tanımlarken hak mahrumiyet dönemi olarak belirtmek doğru bir yaklaşım olacaktır. Hâkim, süreyi değerlendirme yetkisine sahip kişi olarak hareket edeceğinden yetkisi bununla sınırlıdır. Hâkimin hak mahrumiyeti süresinin olup olmayacağına karar verme yetkisi yoktur.

TCK 53/3

TCK m.53/3 uyarınca, kişilerin kasten suç işlemeleri halinde, velayet veya vesayet temelinde tanınan yetkiler açısından da haktan yoksun bırakma kararı verilmektedir. Aynı şey vesayet için de geçerlidir. Sanığın cezası ertelenmiş veya denetimli serbestlik yasasından yararlanmış olabilir. Bu durumda altsoya bağlı olarak velayet veya vesayet gibi yetkiler bakımından hak yoksunluğu uygulanmaz. Bu durum aynı koşullar altında kayyum hakkı için de geçerlidir. Failin cezası ertelenmiş veya şartlı salıverilmiş ise velayet, vesayet ve kayyımlık hakları elinden alınamaz. Diğer mahrumiyetler uygulanır.

TCK 53/4

TCK 53/4 ise kısa süreli hapis cezalarının ertelenmesi ve failin 18 yaşından küçüklerin hak ve yetkilerinden yoksun bırakılması söz konusu olduğunda kullanılan kanun maddesidir. hapis, 1 yıl veya daha az süreli hapis cezalarıdır. Kısa süreli hapis cezası alan hükümlünün cezası erteleme yoluyla infaza tabi ise 53/1’de geçerli olan haklarından mahrum edilemez. Suçun faili olarak tanımlanan sanığın 18 yaşından küçük olması halinde hak mahrumiyeti uygulanmaz. Bütün bu kararlar yasa koyucu tarafından belirlenir. Bu kararların verilmesi sırasında hakimin takdir yetkisi geçerli değildir. Bu hükümler emredici hükümler olarak tanımlanmaktadır. Yargıcın takdirine bırakılan husus, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkindir. Hakimin Hagb kararını verirken dikkate alacağı birçok konu olacaktır. Bu koşullar 2 yıldan az cezalar veya adli para cezası hallerinde geçerlidir. Sanık da bu kararı kabul etmelidir. Sanığın duruşma sırasındaki davranışları hakimin olumlu kanaatini oluşturduğunda bu kararın olumlu yönde alınması mümkündür. Burada hakimin görüşü geçerli olmakla birlikte 53/4 uygulamasında emredici hükümlere uyma zorunluluğu bulunmaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir