Basın Özgürlüğünün Sınırları

Basın Özgürlüğünün Sınırlandırılması

Basın özgürlüğü, toplumların kamu ve özel alanlar arasındaki kişisel özgürlüklerini destekleyici bir haktır. Burada basın özgürlüğünün sınırlarının ne olduğu ve bunların nasıl uygulandığı konusuna dikkat edilmelidir. Basın özgürlüğünün sınırları, ülkelerin yasalarına bağlı olarak değişebilir. Bir ülkede basın özgürlüğünden yararlanma, ülkenin yasalarına göre çeşitli sınırlamalara tabidir. Basın özgürlüğünün sınırlamaları, öncelikle kamu güvenliği ve güvenlik açısından gerekli olan durumları kapsamaktadır. Bunlar, ülkedeki güvenlik, kamu düzeni ve sağlık için çıkarılan yasaların korunması ve uygulanmasını sağlayan yasaları da içerir. Bir ülkede, basın özgürlüğünün kullanımına izin verilirken kamu güvenliği ve güvenlik açısından gereken önlemler alınır. Örneğin, ülkedeki aşırı ve kötü niyetli faaliyetleri önlemek için basın özgürlüğü kullanımı ile ilgili yasalar uygulanabilir. Basın özgürlüğünün sınırlamaları ayrıca, toplumun kamuya ve özel kişilere karşı sorumluluklarını yerine getirmek için alınması gereken önlemleri de kapsamaktadır. Bu durumda, basın aracılığıyla kişisel bilgilerin, siyasi ve dinsel görüşlerin veya kişinin özel ilişkilerinin sızdırılmasına izin verilmez. Ayrıca, ülkelerin yasalarına göre, basın özgürlüğünün kullanımı, özel hayatın gizliliğini korumak için gerekli olan önlemleri de içerebilmektedir. Basın özgürlüğünün sınırlamaları, ülkelerin yasalarına da göre değişebilir. Örneğin, bazı ülkelerin yasaları, basın özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan hadiselerin sorumluluğu hakkında daha sıkı kurallar getirebilmektedir. Bazı ülkelerde, basın özgürlüğünün kullanımının özel alanların gizliliğini korumak amacıyla sınırlamalar getirilmiş olabilir. Son olarak, basın özgürlüğünün sınırlamaları, ülkelerin yasalarından bağımsız olarak kamuya ve özel kişilere karşı olan sorumlulukların yerine getirilmesi amacıyla da alınabilmektedir. Bu süreç, medya aracılığıyla insan haklarına ve hukuka aykırı hareketlerin önlenmesi amacıyla gerçekleştirilmektedir. Bu sınırlamalar, basın özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan hadiselerin sorumluluğu hakkında daha sıkı kurallar getirmektedir. Basın özgürlüğünün sınırlarının ne olduğu ve bunların nasıl uygulandığı konusunda, ülkelerin yasalarına ve özel hayatın gizliliğini korumak için gerekli olan önlemlere dikkat edilmelidir. Ayrıca, basın özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan hadiselerin sorumluluğu hakkında da daha sıkı kurallar getirilmelidir. Bununla birlikte, insan haklarının korunması ve hukuka aykırı hareketlerin önlenmesi amacıyla, kamuya ve özel kişilere karşı olan sorumlulukların yerine getirilmesi için alınacak önlemler de dikkate alınmalıdır.

Basın Özgürlüğünün Sınırları

Basın özgürlüğü, insanların ifade özgürlüğünün bir parçasıdır. Bu özgürlük, haberleri toplamak, yayınlamak ve dağıtmak için de geçerlidir. Basın özgürlüğünün sınırları, kamu hizmeti olarak kabul edilen haber ve bilgi dağıtımının aynı zamanda insanların özel yaşamlarını ve şeref ve haysiyetlerini korumayı da içerir. Şeref ve haysiyetin korunması, insanların ifade özgürlüğünün bir sınırıdır. Basın özgürlüğü, herhangi bir kişinin şeref ve haysiyetine hakaret edecek, küçük düşürecek veya kişi hakkında çirkin veya kötü niyetli iddiaları yaymak için kullanılamaz. Özellikle eleştiri ve haberlerin yayınlanması sırasında, kişisel ifadelerin kullanılmasının önlenmesi çok önemlidir. Ayrıca, evrensel insan hakları veya uluslararası anlaşmaların çiğnenmesi konusunda yazılan haberlerde, insanların şeref ve haysiyetlerinin korunması gereklidir. Özel yaşamın korunması da, basın özgürlüğünün bir sınırıdır. Haber ve bilgi dağıtımı sırasında, kişilerin özel yaşamlarının gizliliğinin korunması için özel önlemler alınmalıdır. Özellikle basın özgürlüğünün kullanılması sırasında, özel yaşamlarının gizliliğini korumak isteyen insanların kimlikleri gizlenmeli veya özellikle dikkat edilmelidir. Ayrıca, özel yaşamlarının gizliliğini korumak isteyen insanların haklarının korunması için, haberlerin üçüncü kişilere açıklanmaması veya özel bilgilerin yayınlanmaması gereklidir. Devletin ve toplumun korunması da, basın özgürlüğünün bir sınırıdır. Basın özgürlüğünün uygulanması sırasında, haberlerin devletin ve toplumun güvenliğini tehdit edecek şekilde yayınlanmamasına dikkat edilmelidir. Aynı zamanda, devletin ve toplumun güvenliğini tehlikeye atacak şekilde haberlerin yayınlanması veya dağıtılması da yasaklanmıştır. Özellikle terör eylemleri, milli güvenlik, ırkçılık veya faşizm gibi konularla ilgili haberlerde, devletin ve toplumun güvenliği için özel önlemler alınmalıdır. Yargıyı etkileme teşebbüsleri de, basın özgürlüğünün bir sınırıdır. Basın özgürlüğünün kullanılması sırasında, haberlerin yayınlanması veya dağıtılması sırasında yargıya tahsis edilen özel görevlerin etkilenmesine izin verilmez. Özellikle önceden kararlaştırılmış haberlerde, yargıyı etkileme teşebbüslerinin önlenmesi için özel önlemler alınmalıdır. Ahlakın korunması da, basın özgürlüğünün bir sınırıdır. Basın özgürlüğünün kullanılması sırasında, haberlerin ahlaka uygun olmasına özen gösterilmelidir. Toplumun ahlak anlayışının önemi özellikle vurgulanmalıdır. Ayrıca, haberlerin ahlaka uygun olmasının yanı sıra, okur ve izleyicilerin ahlaki değerlerini korumak üzere de özel önlemler alınmalıdır. Basın özgürlüğü, insanların ifade özgürlüğünün bir parçasıdır ve kamu hizmeti olarak kabul edilir. Ancak, basın özgürlüğünün kullanılması sırasında şeref ve haysiyetin korunması, özel yaşamın korunması, devletin ve toplumun korunması, yargıyı etkileme teşebbüslerinin önlenmesi ve ahlakın korunması gibi özel sınırları da göz önünde bulundurmak gerekir. Bu sınırların geçerli olması, doğru ve etik haberlerin oluşturulmasına yardımcı olacaktır.

Şeref ve Haysiyetin Korunması

Günümüzde basın özgürlüğünün ne kadar önemli olduğu artık herkes tarafından kabul edilmiştir. Basın özgürlüğünün tanınması, haberlerin dürüst, doğru ve eşit bir şekilde yayınlanmasını sağlamaktadır. Ancak, en önemli özgürlüklerden biri olan basın özgürlüğünün de kendisine özgü sınırları vardır. Bu sınırlar, haberlerin çu zaman doğru, tarafsız ve güvenilir olmasını sağlamak için uygulanır. Özellikle, şeref ve haysiyetin korunması konusunda basın özgürlüğünün sınırları çok önemlidir. Basın özgürlüğünün temel amacı, haberlerin doğru bir şekilde yayınlanmasını sağlamaktır ancak, bu haberlerin herhangi bir kişinin ya da topluluğun şeref ve haysiyetine zarar vermemesi için sınırlarının olması gerekmektedir. Bu konuda, haberlerin doğru olmasına rağmen, kişinin ya da topluluğun şeref ve haysiyetine zarar verebilecek konuların kesinlikle yayınlanmaması gerektiği söylenebilir. Örneğin, haberde herhangi bir kişinin ya da topluluğun ismi geçiyorsa ve bu haber şeref ve haysiyetine zarar veriyorsa, bu haberin yayınlanması kesinlikle yasaklanmalıdır. Aynı şekilde, herhangi bir kişinin ya da topluluğun özel hayatıyla ilgili haberlerin yayınlanması da zarar verdiği durumlarda yasaklanmalıdır. Kişinin ya da topluluğun şeref ve haysiyetine zarar vermekten kaçınmak, basın özgürlüğünün sınırlarının önemli bir parçasıdır. Haberlerin doğru bir şekilde yayınlanmasını sağlamak için, bu sınırların kesinlikle karşılanması gerekmektedir. Söz konusu şeref ve haysiyet konusunda, haberleri tarafsız bir biçimde yayınlamak ve dürüst bir şekilde yorumlamak her zaman önemli olmuştur. Son olarak, basın özgürlüğünün sınırlarının önemli bir parçası olan şeref ve haysiyetin korunmasının, haberlerin doğru bir şekilde yayınlanmasını sağlamasından daha fazlası olduğu söylenebilir. Basın özgürlüğü konusunda, kişilerin ve toplulukların şeref ve haysiyetlerinin korunması her zaman önemli olmuştur. Bu nedenle, bu sınırların kesinlikle karşılanması ve haberlerin yayınlanırken herhangi bir kişinin ya da topluluğun şeref ve haysiyetine zarar vermemesi sağlanmalıdır.

Özel Hayatın Korunması

Basın özgürlüğü, kamusal ilgi alanları hakkında haber yapmanın önemli bir parçasını oluşturur. Basın özgürlüğü, insanların kamusal konular üzerinde haber yapmasını ve kamusal alanda konuşulan konuları incelemesini sağlarken, özel hayatın gizliliği ve korunması da önemli bir konudur. Özel hayatın korunması, basın özgürlüğünün sınırını oluştururken, özel hayatın korunmasının basın özgürlüğünün hukuki olarak korunmasına olan etkisi de önemlidir. Basın özgürlüğünün sınırını oluşturan özel hayatın korunmasının temel amacı, insanların özel hayatı hakkında bilgileri, söylemleri veya eylemleri kamusal alana taşımadan önce korunmasını sağlamaktır. Özel hayatın korunması, insanların kişisel haklarının korunmasını ve kişisel güvenliğinin sağlanmasını sağlar. Çu ülkede, basın özgürlüğünün sınırı olarak özel hayatın korunmasını sağlamak için çeşitli kanunlar çıkarılmıştır. Kişisel hakların korunmasının yanı sıra, özel hayatın korunması, basın özgürlüğünün hukuki olarak korunmasını da sağlar. Basın özgürlüğü kapsamında özel hayat hakkında gerçekleri açıklamak isteyenler, özel hayatın korunmasına saygı duymalıdır. Özel hayatın korunmasına saygı duyulmadığı takdirde, bazı yayınların veya ürünlerin, insanların özel hayat hakkının ihlal edilmesine yol açabileceği göz önüne alınmalıdır. Basın özgürlüğünün sınırı olarak özel hayatın korunması, çu ülkede kamu yararına dikkate alınarak kanunlaştırılmıştır. Örneğin, ABD‘de Özel Hayatı Koruma Yasası (Privacy Act of 1974) ve ABD Gizlilik Yasası (Privacy Act of 1974) gibi kanunlar, özel hayatın korunmasını güvence altına almıştır. Bu kanunlar, özel hayatın korunmasının gerekliliğini ve çeşitli özel hayat haklarının insanlara tanınmasını sağlamıştır. Özetle, özel hayatın korunması, basın özgürlüğünün sınırını oluştururken, aynı zamanda basın özgürlüğünün hukuki olarak korunmasının temelidir. Basın özgürlüğünün sınırı olarak özel hayatın korunmasının gerekliliği, çu ülkede kanunlaştırılmıştır. Bu kanunlar, özel hayatın korunmasını güvence altına alırken, insanların kişisel haklarının korunmasını ve kişisel güvenliğinin sağlanmasını da sağlamaktadır.

Devletin ve Toplumun Korunması

Basın özgürlüğünün sınırları ve devletin ve toplumun korunması, özellikle çok fazla tartışılan konuların başında gelmektedir. Basın özgürlüğünün önemini anlamak için öncelikle basın özgürlüğünün kapsamının bilinmesi gerekir. Basın özgürlüğü, bir ülkedeki haber, görüş ve düşüncelerin kamuoyuyla paylaşılmasının özgürce yapılmasını sağlayan bir haktır. Basın özgürlüğünün sınırları her ülkenin kendi kurallarına, yasalarına ve kültürel yapısına göre farklılık gösterebilir. Ancak, çu ülkede, çocuk pornografisi veya hakaret, hak taleplerinin kötüye kullanılması, müstehcen unsurlar içeren, ahlaka aykırı materyallerin dağıtılması, iç savaşlara ve çatışmalara çağrı yapılması, terör propagandası veya herhangi bir kişinin ifşa edilmesi gibi konularda basın özgürlüğünün sınırlandırılması gerekmektedir. Kişisel hakların korunması ve kişisel güvenlik için, toplum tarafından kabul edilmiş bir düzeyde sınırların uygulanması gereklidir. Aynı şekilde, bir yerel konudaki çatışmalarda, hakaret edici ifadelerin kullanılması veya konuya dair yanlış veya yanıltıcı bilgilerin kamuoyuna aktarılması, basın özgürlüğünün sınırlandırılmasına neden olabilir. Sonuç olarak, basın özgürlüğünün sınırları, özellikle Devletin ve Toplumun korunması konusunda önemlidir. Basın özgürlüğü güvenlik, hakların korunması ve insanların güvenliği açısından önemli bir olgudur. Ancak, bu güvenlik ve hakların korunması, çeşitli kuralların ve sınırların uygulanmasıyla güvence altına alınmalıdır. Basın özgürlüğünün sınırlarının belirlenmesi, çu ülkede kamuya açık düşüncelerin ve haberlerin özgürce paylaşılmasının yanı sıra toplumsal düzenin, güvenliğin ve insan haklarının korunmasının da sağlanmasını kolaylaştırmaktadır.

Ancak büyük bir tartışma konusu da bir terör örgütüne destek veren bir hükümetin bu olaya ilişkin haberleri ve açıklamaları yasaklaması ve ulusal çaplı bir çaplı bir sansür uygulaması durumunda hangi hakkın üstün basacağıdır. Özellikle asın özgürlüğünün de sınırları düşünüldüğünde, bu özgürlüğe en büyük tehditi hükümetler oluşturmaktadır. Hükümetler, herhangi bir konuda açıklama yapmak için, basını sansürleyerek veya baskı yaparak haberleri kontrol altına alabilirler. Örneğin, bir terör örgütüne destek veren bir hükümetin bu olaya ilişkin haberleri ve açıklamaları yasaklaması ve ulusal çaplı bir sansür uygulaması, basın özgürlüğünün sınırlarını aşmaktadır. Basın özgürlüğünün sınırlarının aşılıp aşılmadığının anlaşılabilmesi için, öncelikle ne olduğu bilinmelidir. Basın özgürlüğü, insanların, herhangi bir konu üzerinde, doğru ve tarafsız bilgi edinme hakkıdır. Bu hak, hükümetler tarafından sansür veya baskı yapılarak kısıtlanamaz. Ayrıca, hükümetlerin açıklamalarını kontrol altına alma veya haberleri kontrol etme hakkı da bulunmamaktadır. Basın özgürlüğünün sınırlarının aşılması, halkın doğru ve tarafsız bilgiye ulaşmasını engeller. Sansür veya baskının kullanılmasıyla, halka ulaşan bilgiler temelsiz veya yanlış olabilir. Bu durum, ülkedeki demokrasiyi tehdit eder ve halkın özgürlüklerini sınırlandırır. Ayrıca, sansür veya baskının kullanılması, ülkede insanlar arasındaki özgürce iletişimin önüne de engel olabilir. Sonuç olarak, basın özgürlüğüne ve demokrasiye saygı gösterilmesi gerekmektedir. Halkın doğru ve tarafsız bilgiye ulaşmasının güvence altına alınması için, hükümetler basın özgürlüğünün sınırlarını aşmamalıdır. Basın özgürlüğü, ülkedeki demokrasinin temel taşlarından birisidir. Bu nedenle, hükümetler tarafından basın özgürlüğünü kontrol eden eylemler, her zaman önlenmelidir.

Öte yandan ise basın özgürlüğü, her bireyin siyasal ve toplumsal olaylara, değerlerlere, öğretilere, siyasi görüşlerine veya yönetim konularına katılımının sağlanması ve kamusal tartışmaların özgürce sürmesinin temel hakkıdır. Ancak, bu hakkın sınırlandırılmış olması gerekmektedir, özellikle de radikal islamcı terör örgütlerinin basın ve medya yoluyla propaganda yapması durumunda. Radikal islamcı terör örgütleri, bu örgütlerin propagandasını basın ve medya kanallarını kullanarak kitlelere yayma arzusunda olan çok tehlikeli aktörlerdir. Bu örgütler, kitleleri tehlikeli ve saldırgan ideolojilerle işbirliği içine çekebilir ve böylece toplumsal ayrımların ve çatışmaların ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle, basın özgürlüğünün radikal islamcı terör örgütleri tarafından kullanılmasına izin verilmemesi gerekir. İlgili kanunlar ve düzenlemeler, bu tür grupların kamuya yaymaya çalıştıkları politikaların yayınlanmamasını öngörmektedir. Toplumun güvenliğini tehlikeye atmaktan kaçınmak için, bu tür örgütlerin veya propagandalarının yayınlanmasını önlemek, bu konuda önemli bir görevdir. Basın özgürlüğü, kitlelerin bilgiye erişimini, katılımını ve düşüncelerinin belirtilmesini sağlamak için önemlidir. Bu nedenle, bu hakkın kullanılmasının ölçülü olması, özellikle radikal islamcı terör örgütlerinin basın ve medya yoluyla propaganda yapması durumunda çok önemlidir. Bu tür aktörlerin propagandası, toplumsal ayrımların ve çatışmaların ortaya çıkmasına neden olacağından, kanunlar ve düzenlemeler gereği, bu tür örgütlerin veya propagandalarının yayınlanmasının önlenmesi gerekmektedir. Bu durumda, basın özgürlüğünün sınırlarının ölçülü olması, toplumsal güvenliğin sağlanması açısından önemlidir.

Yargı Bağımsızlığının Korunması

Basın özgürlüğü, özgür bir düşünceyi serbestçe ifade edebilme yetkisidir. Basın özgürlüğü, haber akışının düzenlenmesi, yasalara uygunlukla birlikte, özellikle toplumun çeşitli kesimlerinin kamuoyunu bilgilendirmesi ve düşüncelerini serbestçe ve özgürce paylaşabilmeleri için bir etken olarak kabul edilir. Bu bağlamda, basın özgürlüğünün sınırlanmasının gerekçeleri ve etkileri ortaya konmuştur. Basın özgürlüğünü sınırlandıran gerekçeler arasında yayınların içeriğinin aşırı derecede kötü, toplumda değerleri çiğneyen, ahlaki değerleri bozan, çocukların fiziksel ve cinsel istismarını teşvik eden veya toplumsal çatışmayı teşvik eden içerikler barındırması önemli bir konu olarak kabul edilir. Ayrıca, haberlerin özel hayatların gizliliğini ihlal edebilecek yayınları içerebilmesi de basın özgürlüğünü sınırlandırma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Basın özgürlüğünün sınırlanması, çu zaman yargıyı etkileme teşebbüslerinin önlenmesi amacıyla yapılmaktadır. Özellikle, toplumsal anlaşmazlıklar veya çatışmaların iyileştirilmesi amacıyla, özel hayatların gizliliğinin ihlal edilmemesinin güvence altına alınması, çocukların istismarını önleme gibi amaçların gerçekleşmesi amacıyla, yargıya müdahale etme teşebbüsleri konusunda basın özgürlüğünün sınırlandırılmasına gidebilir. Bu bağlamda, basın özgürlüğünün sınırlanması, özellikle yargıyı etkileme teşebbüslerini önleme amacıyla, yargıya müdahale etme teşebbüslerini önlemek için gerçekleştirilir. Basın özgürlüğünün sınırlandırılması, hedeflediği amaçlara ulaşmak için önemli ölçüde etkili olmuştur. Örnek olarak, suçlu ve suçlularının haklarının korunması, toplumsal çatışmaların önlenmesi ve çocukların istismarını önleme gibi amaçların gerçekleştirilmesi amacıyla, yargıya müdahale teşebbüsleri konusunda basın özgürlüğünün sınırlandırılması etkin bir şekilde uygulanmıştır. Diğer taraftan, bu sınırlamaların, basın özgürlüğünün kısıtlanmasının yanı sıra gazetecilerin, haber akışının düzenlenmesine ve özgür düşüncenin paylaşılmasına engel oluşturabileceği de unutulmamalıdır. Bu nedenle, sınırların dengeli bir şekilde belirlenmesi ve uygulanması önemlidir. Bir taraftan, toplumun çeşitli kesimlerinin özgürce düşüncelerini paylaşmalarının önündeki engellerin kaldırılması ve bunun yanı sıra, yargıya müdahale etme teşebbüslerinin önlenmesi sağlanmalıdır.

Ahlakın Korunması

Basın özgürlüğü konusunda tartışmalar, her zaman iki önemli kavramla bağlantılı olmuştur: Hak ve sorumluluk. Basın özgürlüğü, haklarının kullanılmasının eşlik ettiği sorumlulukların kabul edilmesi anlamına gelir. Basın özgürlüğünün sınırlarının belirlenmesinde ahlakın rolü oldukça önemlidir. Ahlak, inanç ve geleneklerin bir kültürel özeti olarak tanımlanabilir ve bu nedenle, bir toplumun önemli değerlerini gösterebilir. Bu nedenle, ahlak, basın özgürlüğünün sınırı olarak kullanılabilir. Ahlakın, basın özgürlüğünün sınırı olarak kullanılmasının çeşitli gerekçeleri vardır. İlk olarak, basın özgürlüğünün kullanımının toplumsal düzeyde olumsuzluk yaratmasını engellemek için ahlak temel alınabilir. Bazı durumlarda, haberler veya yayınlar, insanların dinsel inançlarını veya kültürel kökenini sorgulayabilir veya kötüleyebilir. Ahlakın, bu tür bilgilerin toplumun çu tarafından uygun görülmeyen biçimde yayılmasını engellemek için kullanılması mümkündür. Ahlaki sınırların kullanılması aynı zamanda, insanların kişisel özgürlüklerinin korunması için de kullanılabilir. Birçok insan, kişisel yaşamlarının gizliliğinin korunmasını veya kendisine özgü olmayan hareketlerin toplum ortamında yaygınlaşmamasını isteyebilir. Bu tür durumlarda, ahlakın kullanılması, kişisel yaşam ve hareketliliğe olan saygıyı korumak için kullanılabilir. Ahlakın basın özgürlüğünün sınırı olarak kullanımının diğer bir gerekçesi de, toplumu çocuk ve gençlerin, annebaba tarafından sağlanan ortamdan gelen özel değerleri öğrenmelerini sağlamakla yükümlü olduğu bilinciyle korumak için olabilir. Toplumda, çocuk ve gençlerin karşılaşabilecekleri çeşitli haber ve görüntülerin onların ahlaki ve davranışsal gelişimlerini olumsuz etkilememesi için önlemler alınabilir. Bu önlem, ahlakın basın özgürlüğünün sınırı olarak kullanılabilmesi ile sağlanabilir. Ahlaki sınırların, basın özgürlüğünün sınırı olarak kullanımı, çu durumda, toplumun çıkarını koruma noktasında olumlu sonuçlar doğurabilir. Ortak toplumsal değerlerin ve kişisel özgürlüklerin korunmasını sağlamak, çu toplumda önemli bir amaç olmuştur. Ahlakın basın özgürlüğünün sınırı olarak kullanılması, büyük ölçüde ölçüsüz de olabilmektedir.

Yayın İzni

Yukarıda yer alan çalışmanın bir yayımda yer alması adına izin almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz.

Hafta içi: 09:00 – 21:00
Cumartesi: 10:00 – 18:00
Telefon: +90 535 376 06 45
Mail: nasuhbugrakaradag@gmail.com

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir